En çok Merak Edilenler

21 Eylül 2023 Perşembe

Ya aşk gibi aşk olacak dibine kadar Ya bu kalp seve seve yalnızlığa talip

Sevgilim sen bu satırları okuduğunda

Ben gitmiş olacağım
Çok demode biliyorum
Ama daha iyisini bulamadım

Mektup yazmayı da unutmuşum
Konuşmaya da cesaret edemedim
Ayrılığı yüzüme gözüme bulaştırırım diye

Lakin

Kim bilir kaç hayattan hatıra
Kolye gibi boynumda taşıdığım sorgulamadan
Gövdemin bir parçası gibi alıştığım
O görünmez zincir koptu

Meğer maviymiş gökyüzü
Elbette içerde inceden bir sızı
Hep bir suçluluk duygusu
Hep bir korku
Sandığımdan zormuş kazı

Üstüme biçilen elbise❤
Adıma seçilmiş hayat
İyiliğim için buyurulmuş
Çivili bir taht
Dağıldılar toz gibi hafif
Ve gülümsedi aynadaki muhalif
Dedi ki: “rahat kurgu bunlar”
Biz değiliz bu uyduruk tarif

Sevgilim ben gittim beni affet
İki gözüm iki çeşme hakikaten
Ya aşk gibi aşk olacak dibine kadar
Ya bu kalp seve seve yalnızlığa talip❤


Sezen Aksu


14 Eylül 2023 Perşembe

....................................




 "Peşinden gidebilen,

düzeltmek için çaba sarfeden
seviyordur.

Hatalar olur
çoğu zaman telafisi de olur
ama özensizliğin
ve içten gelmeyişin telafisi yok.
Burası sevgisizlik,
burası aşılmaz."

7 Eylül 2023 Perşembe

Doğumgünüm

Canım Kendim; 

Bugün doğum günün, bu ilahi sisteme dahil olduğun gün bugün.

Bu hayat bu kadar güzelken bu kadar zorluk neden? Güzelliği oradan geliyordur belki değil mi? Gençliğim acıyo... Bağırıyor canım cayır cayır....

Bu sene içim çok yoruldu. Kalp atışlarım hep sızladı.. Kelebeğin ayağına taş bağlayıp uç demişler gibiyim. Kanat var ama yük çok ağır.

Kendime telkinlerim var, kendimin elinden tutup sürüklediğim bir yol benimkisi...

Kızmadım, küsmedim, avaz avaz bağırmadım, dövüşmedim, savaşmadım... sadece üzüldüm.. ve bu üzüntünün beni çürütmesine seyir kaldım çoğu zaman..

Kaderine küsüp inzivaya çekilince mucize falan gerçekleşmiyor, gizemli biri gelip elinden tutup ayağa kaldırmıyor, kendi hayatını kendin çekmezsen su alıp batıyorsun derinlere.. kaç kere battım, kaç kere çıktım. Çıkmak istemiyorum, denizin derinliklerinde kaybolup gitmek istiyorum.

Heyyyy, batamazsın.. bırakamazsın... senin çocukların var... Heyyyy nereye?? Birde sen varsın nereye?

Biliyorum ışığını söndürdüler hem de kaçıncıya.. ama sen iyi bilirsin yeniden yakmayı ... senin olayın bu, sen seversin en kurak çölde çiçek açmayı... 

Yolun nereye vardığı önemli değil.. Yola bak sen Heyyy Füsun... 

Dünyanın kaç bucak olduğunu gördüm de geldim. Baharıma bir yol bulacağım... 

Aynadaki Kadın'a borcun var, gözleri hala 17 gibi canlı...

Mucize sensin, hayatın kolay olmasını bekleme, sen bu'sun. Merhametin diğer adısın, af dilemeyenleri, 70 kez seni bıçaklayanları belki 71. ciye yapmaz diye  kendi içinde affetmişliğin var senin... Onlar senin merhametinle baş edemezler. 

Çocuk Füsun, Genç Füsun, Canım Füsun senden özür dilerim, senden sıkıldığım için, hemen büyümek istediğim için.. elimden tutmana çok ihtiyacım var. Gelsem oraya tutsam elinden bana geçecek desen.. ve ben seni girdiğin yollardan çıkarsam, gel ışık burada desem...senin yolun başka desem... en baştan çizsek yolumuzu .. yordamımızı... ocağımızı...yeniden yaşamak mümkün mü? 

Kaynak sensin, sen ışık saçansın, var edenin bu dünyadaki bahşedilmiş gücüsün sen. 

Çok yorgunum, yıllardır koşuyor ama varamıyor gibiyim. Kime neyi nasıl anlatayım? Halimi kime yanayım? Hep bir tünel geçiyorum karanlıklardan ışığı buluyorum yenisi geliyor. Her seferinde korkuyorum bu kez bulamayacağım , ışığı göremeyeceğim...  korku sarıyor içimi...

Senin suçun değil olanlar artık affet kendini Lütfen.

Ben toparlanmaya çalıştıkça, diğer tarafım dökülüyor.. sıkı sıkıya tuttuğum şeyler elimde tuz buz oluyor. Bu evre ne zaman bitiyor.

Beni yoranları yürekten uğurluyorum. bir daha asla kalbimde ağırlanmayacaklar. Onlar, vefasızlıklarını haklı çıkarmaya çalışan zihinlerinde kendilerini kandırmakla meşguldür nasıl olsa.

Heeeyy, büyük Füsun sana sesleniyorum aşağılardan... Kendine yaslan!!!

Takılıp düştüğünde, dizlerin yara bere içinde kaldığında, kalbin ve ruhun kanadığında.. 

ve bir daha aynı hataları yapma ... yenilerini yap...:)  

Yeni bir hayat istiyorum. Sıfırdan, hiç kullanılmamış, çileden çıkarılmamış ümitleri elinden alınıp gençliği çalınmamış, yeni bir kalp istiyorum yerden yere vurulmamış, dağılmamış, kırılmamış.. yeni bir göz istiyorum, uykusundan ağlayarak uyanmamış.. ışıltısı kaybolmamış.. yeni bir hayat istiyorum en baştan yaşamak istiyorum...  bu hayatı... mümkün mü?

Aynı gövdede bir yanın solup giderken biri daha yeni başlıyor. Havlu atan tarafıma inat diğeri kolları sıvıyor. Bir yanın küs, tükenmiş.. diğeri taze, hevesli.. değişir dönüşür,  güzelleşir... bi yanım azılı kör.. göremiyor önünü, koru diyor beni, beri yanım ..

Acımadan soruyor soruları kader , Ama benim de var alacağım...

Geçemem toy hevesimden, İnsan ancak umutlanarak yaşar. Yenisi ile yer değiştirir vakti dolan. Hiç şaşmaz... 

Bu yüzden şairin dediği gibi  'yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe..'

Yeniden şekillenen bu kadın da kim? Hay Allah ben mişim :) 

ve Füsun, ben sana çok teşekkür ederim. Pes etmediğin için, vazgeçmediğin için,  kalkıp yola devam ettiğin için, verdiğin sessiz savaşlar için, başkalarının çizdiği sınırlarda yürümeyip kendi yolunu çizdiğin için sana teşekkür ederim, sen kendinden kendini doğurdun. 

Ben yıkılmadığım için mi bunca darbeyi hak ettim.. Bu soru kafamda yankılanıyor...... ???

Hayallerinin peşinden git.. Sadece ileriye bak.. Yol çok güzel ve sürprizlere gebe.. Iskaladığın ne varsa hepsini yaşa. Yolumun henüz tanışmadığım yolcularına selamla... geliyorum... Eğer eğlenmiyorsan bir gösterin yok demektir. O zaman show başlasın.

Öpünce geçmeyecek kadar kırma kimseyi...

Bolca sarılmaktan utanma..

Şükret, 

ve daima SEV.. çünkü sevmek en güzel şey...

Şüpheye düşürmeyen sevgilere niyet ediyorum.

Hoşgeldin yaşım 39,

Bereketli yıllarım olsun. Amin.

 

Füsun Gülten.

07.09.2023


1 Ağustos 2023 Salı

 

                                                           ŞİMDİ

 

Bu sabah güneşe uyandım. Özlediğim bir sabahtı sanki. Sanki çok uzun zamandır bu anı bekliyordum. Coşku kapladı içimi, balkona çıkıp dağları ve gökyüzünü seyrettim. Ne kadar hasretle beklediğim bir anmış meğersem. Fark ettim ki uzun zamandır başımı kaldırıp gökyüzüne bile bakmamışım.

Kuşlar kondu pencereme, onlarda da bir sevinç, bayram havasında müjdeliyorlar bize büyük günün geldiğini. Kuş sesleri, tertemiz bir hava ve insanlar, hepsinin gözleri ışıl ışıl, aynı duygu, aynı sevinç.

Bu sabah güneşe uyandım. İçimi ısıttı. Unutmaya yüz tutmuş güzellikleri hatırlattı. O karanlık kış günlerinden öylesine bıkmışız ki, karamsarlığın esiri olmuşuz. Negatif olan her şeyi çantamıza koyup çıkmışız yola. Anlamsız koşuşturmaların peşine düşmüşüz. Farklı yüreklerde, farklı beklentiler, ortak olan bir şey var, hepimiz bu sabah aynı güneşe uyandık.

İş, ev arasında mekik dokuyan anne ve babalar. Tek çabaları çocukları biraz daha iyi bir gelecekte yaşasın. Anne ve babaların bu büyük koşuşturmaları arasında ezilen çocuklar,hangi ödevden başlayacaklar, hangi sınava girip hangi sınavdan çıkacaklar, ne zaman teneffüs olacak. Çoktan yüzlerinde inceden çizgiler oluşmuş bile. Telaş üzerine telaş. Neden? Niye? Bu sorulara bırakın cevap vermeyi, soruyu kendimize sormaya bile vakit bulamıyoruz.

Çalışan annelerin aklında tek soru. Ne zaman yemek pişecek? İşyerinde de her şey yarım kaldı. Çocuklar okuldan geldi karınları aç, babaları da gelir birazdan. Of yoruldum artık. Hiç bitmeyecek sandığımız o karanlık, o kısa kış günleri.

Oh bitti. Baharın kokusu geliyor burnuma ve hep eski sevgilileri akılda. Sanki içimde uyuyan kız çocuğunu uyandırdı bugünkü güneş. Bu sabah güneşe uyandım.

İçimdeki bütün negatif enerjiyi boşaltmak, özgürce dilediğim gibi çıplak ayaklarla yürümek istiyorum bugün.

Börtü böcek, koyun kuzu, yemyeşil bir hayat ve yeniden umutla bakan gözler. İnsanın içi içine sığmıyor, yaptığı uğraşlardan zevk alıyor, şehvetle ve özveriyle yapıyor.

Bugün kendimizi yeniden keşfetmeliyiz.

Kendimizle birlikte o en yakın dostlarımızı,arkadaşlarımızı da unutmuşuz. Oysa ne kadar hasret kaldık, dağlara çıkıp piknik yapmaya, derenin kıyısına çimlerin üzerine yayılıp, derenin o çağlayan sesiyle ağaçların arasından süzülen güneş ışığı görüntüsüne ve sıcak bir dost sohbeti tamamlar bu en güzel anı.

Tabi ki onları unutmamak lazım, kimlerden mi bahsediyorum? Karıncalardan, işte yine çıktılar yuvalarından, karanlık kış günlerinden sonra onları bile özlemişiz. Hep aynılar, yine çalışıyorlar, vızır vızır, dört dönüyorlar etrafta. Çalışkan karıncalar.

Bitti artık, o soğuk iç karatıcı kısa günler geride kaldı.

Çıkarın ayakkabılarınızı keşke dememek için dilediğiniz gibi basın toprağa, özgürce. Sindire sindire  yaşayın bu en güzel, en özel günleri. Keşke dememek için. Hadi. Şimdi,

Börtü böcek, koyun kuzu ve karıncalar. Bu sabah güneşe uyandım.

      

                                                                            Deneme2003umutyazıları

                                                                                                          FÜSUN GÜLTEN

 

                                                                                                               -.05.2003

GÜLE GÜLE

 

Bunu sana verebilir miyim bilmiyorum. Belki bir gün bir kitap yazarım sende bilirsin içinde sana ait bir şeyler olduğunu alır okursun belki, çok sonra.

Sen benim nedensiz ölümümdün her zaman. Ne çok sevmişti seni çocuk kalbim, deli olurdu senin için sanki senden önce seni bulacağı gün için atarmış, bunun için nefes alır verirmiş, şimdi seni buldu deli gibi atıyor, seni özlüyor, korkuyor gözlerinin ardındaki masalın karanlık bir deniz olmasından  korkuyor. Ya gidersen ben nefes alamam ki.

Seni bekliyordum belki senden önce ama seni ben çağırmadım ki sevgili. Sen ansızın geliverdin. Hayatıma girdiğin gün sana taşındı çocuk kalbim. O gün anladım bedenim, düşlerim, yaşantımın her noktası, virgülü, ünlemi mutlak senle bitiyordu. Taşkın sevinçlerim oluyordun sen benim, umudumun adı, geleceğim, her şeyi erteleyişim. Her şiir sana yazılmıştı ve her şarkı seni söylüyordu.

Kulağına bunları fısıldardım sen masaldaki prensleri anlatırmışım gibi dinlerdin. Biliyorum acı çekiyordun. Seni seviyorum dediğimde kaçıp kurtulmak isterdin, yavaşça kayardın  ellerimin arasından, ne desem laf değişir diye düşünür, bir yolunu bulur ustaca sıyrılırdın bu zamanın içinden. Ben çok kızdım içimden sana ama söylemedim hiç, sanki hiçbir şey olmamış gibi kırılan kalbimi onardım hep tek başıma, ben parçaları birleştirirken sen hep bir parça eksiltiyordun ömrümden.

Seni deli gibi kıskanırdım çoğu zaman dudaklarımı yoldum böyle zamanlarda, dişlerimi sıkar içimdeki canavara sakin olmasını söylerdim. Ben seni sevdikçe içimdeki canavar nefret etti senden. Ben sana bağlandıkça o ikimize de cellat oldu.

Onun için ölmeliydin sen.

 

*          *          *          *          *          *          *          *          *          *          *          *          *.

 

Bir şeyler eksikti, bu eksikliğin içinde büyüttük birbirimizi. Çok şey öğrettik, lakin her öğrendiğim şeyde biraz daha silikleştin gördüğüm resimden. Ağır bedeller ödedik, sevdam büyüktü yeneriz sandım.

Ben hep senin için oynadım balkona çıkma rolünü çünkü sen bahçemdeydin, ordaydın, beni bekliyordun. Seviyordun sende beni deli gibi. Biliyordun sende eksikti bir şeyler ama hiç söylemedik birbirimize. Biz sustukça içimizdeki eksiklik çoğaldı, kimsesizlik duygusuyla içimizdeki boşluk büyüdü. Uçurum oldu.

Çoğu zaman atlamak istedik uçurumdan aşağıya ama bunu bile beceremedik. Biz yakınlaştıkça o bile uzaklaştı bize. Benim sana yakınlaşıp senin uzaklaştığın gibi. Uçurumun dibine gönderdik yavaş yavaş sevgimizi-güvenimizi-aşkımızı çok derinlere gömdük kimse bulmasın diye. Cebimize karasızlık, korku, çaresizlik ve öfke birde saygımızı koyduk ne işe yaradıysa.

Neden bu kadar çok yazıyorum diye sordum kendime? Canavar hemen cevap verdi. Ne dedi biliyor musun, unutman, içinden çıkarman için, dedi. Ömrümün yarısını aldın benden, ben hepsini vermeye hazırdım ne diye çıkarayım ki seni içimden. Sevdiğim ilk adamsın.

İçime sığmıyordun, kelimeler yetmiyordu seni anlatmak için, arkadaşlarıma anlattım seni, onları dinlemezdim hiç, onlar seni dinlemeliydiler ama. İçlerinde seni hiç görmeyenler var. Düşlerinde hayali bir sen yaratanlar ama onlarda dinlemiyorlar artık beni, sıkıldılar senden. Biliyorum sende sıkıldın benden, biliyorum bende sıkıldım benden. Kendimi özlüyorum artık, ben hep sendeydim kendime dönebilir miyim? Öl desen ölürdüm. Git dedin gitmedim. Unut dedin unutmadım.

 

*        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *.

Büyüdük. Yağmurlu bir geceydi telefona lanet okudum önce, inanmadım gözlerine baktım doğruydu, dilim tutuldu. ‘SENİ SEVİYORUM’ kelimesi boğazımı tıkadı, konuşamadım. Çok ağladım, o gece seni yeni sevgiliye yolladım. Git dedin gitmedim, güçlü gibi göründüm herkese oysa o gece öldüm. Belki geri dönersin diye arkandan baktım umutsuzca, dönmedin. Haykıramadım sana ben seni seviyorum diye.

Gönderdim seni yağmurlu gecede yeni sevgiliye….

Baharlarımız vardı yalnız bize ait olan baharlarımız. Anılarımda kaldı hepsi. Kimsesiz kaldım senden sonra. Herkese ait gibi görünüyordum. İnsanlara özlemle ve umutla bakışımda hep bu kimsesizliği taşıdım içimde. Kendi içimde bir sığıntı oldum kendime. Sana katlanarak yaşadım hep katlanarak ve eksilerek. Senin için oynadım bulup bulup kaybetme oyununu, kayboldu sevgin. Yaşamak değildi bu yaşıyor gibi olmaktı. Öyle göstermek öyle sanmaktı. Çünkü gittin sen.

Öl desen ölürdüm, git dedin gitmedim. Sen gittikten sonra taşkın sevinçlerim azaldı. Gülemiyordum eskisi gibi, artık susturmak için uğraşmıyordu hiç kimse. Sen gidince hiç kimsem kalmadı. Ben bile seninleydim.

Senin için balkondaydım yine, ama sen yoktun bahçemde. Şehrin ışıkları yandı. Gece olsun istemiyorum artık kim bilir nerdesin? İçimi en çok acıtan cümle kiminlesin? Banane canım ben seninleyim yaa.     

 

*        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *.

 

Konuşmadık  seninle hiç, eğer konuşsaydık aramızdaki bu uçurum mevcut olmazdı beklide. Gözlerine ne zaman baksam içim ısınırdı ve gözlerinde üşüdüm en çok.

Sevgisizim ve bir hiç.

Ben hep seni savundum. Kötü olan bendim, sen hep sıvıştın ustaca ve ben istedim ki… sen güzel sevgili ben hep seni savundum. Kendime bile. Canavar haklı mıydı? Yokluğun ölüme eşdeğer olabilir miydi? Değer miydin… Önceleri seni hep uzaktan izlerdim, gitgide yakınlaşarak, korkarak ve bir korkudan ilk defa büyük bir haz duyarak. Dibine girdim. Korkarak ve bir korkudan ilk defa büyük bir haz duyarak.

Gözlerini ve burnunu izlemekten alamadım kendimi. Aşktı bu inanmadığım şeye beni o gün inandırdın. Çok uzun sürdü ilk aşkım ve bitti.

Bittikten sonrada çok uzun sürdü senden habersiz. Zaman zaman bilmeni istedim, sen bilsen yeterdi dünya bildi, sen bilmedin. Karanlık gecelerde gözlerini özledim en çok zeytin karası gözlerini. Seni bu kadar hesapsız sevmiş olabilir miydim? Evet sevmemiştim senden isteklerim vardı. Seni seviyordum Lakin,Şayet,Eğer gitmezsen. Gittin…. Ama ben yine sevdim seni. Keşke hiç gelmeseydin. Ben hep seni sevdim, seni sevmeyi değil bizzat seni. Sana söyleyeceğim o kadar çok şey vardı ki söyledim bazen ama anlatmaya kalksam giderdin, anlatmazsam kalamazdın. Kalmadın da zaten.

Uçurumdan atlasam tutar mısın beni? Mucizem, prensim benim. Sen değildin bu ne mucizeydin ne de esas oğlanım. Bir eskiciden kiraladım bu giysileri ve ben giydirdim sana. NEDEN? Bu soruya hiç cevap bulamadım. Tek bildiğim bu giysiler sende emanet gibi durdu. Taşıyamadın onları.

 

*        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *        *.

 

Alışamadım gidişine…. Her şeyimdin çünkü.

Bir gün yolda karşılaştık seninle kalbim deli gibi çarptı. Gözlerine baktım uzun uzun. Sevdiğim adamdı karşımdaki, gördüm kızardın sende. Geçtik yan yana, geçtik gittik. Çok güzeldin.

İçimden seni aramak geliyor sanki sesini duymak için yıkacağım dağları, keşke hiç veda etmemiş olsaydın o gece. Beklide o zaman hiç gitmemiş olurdun.

Sana yazdığım şiirleri okumuş, kızmıştın bir gün. Neden böyle yazıyorsun? Demiştin. Diyemedim sana o gün yaşadıklarımı değil yaşayacaklarımı yazıyorum diye. İşte şimdi yazdıklarımın tam ortasındayım. Önce yazdım, sonra yaşadım.

Bugün hava yine sen kokuyor.

Artık biliyorum mutluluklarım ve acılarım benim ve sensizlikte.

Sen ilksin ama son olmayacaksın. Benim en büyük düşmanım benim. ‘nasıl görmek istiyorsan öyledir’ ya ben seni fazla gördüm sevgili, olduğundan çok ama çok fazla. Bunu ben yarattım ve ancak ben yok edebilirim. Teşekkür ederim sana;

         Kaçtığın, saklandığın, tebessümlere sığındığın, adımlarca uzağımda yürüdüğün için bunca yabancılaştığın için teşekkür ederim. Bu ölümü atlatacağım ben, kimseler görmeyecek. Öyle çok ölüm yaşattın ki… Geçer dediler.

Yüreğimden kan aktı ama geçti. 

                                              

                                      SEN BİZİ BİZE HASRET BIRAKTIN SEVGİLİ….

 

  FÜSUN GÜLTEN

  • 2003 de yazdığım bir yazı buldum. O günden bugüne bir şey değişmemiş boşuna yaşanmış bir hayat.

20 Temmuz 2023 Perşembe

Ayağa Kalkacak



İsteseydin yüreğimi verirdim,

Aklımı aldın..

Ahımı aldın..

Canımı Aldın...

Gittin...

LAKİN

Gitmek çözüm değil hevestir. 

Gidense korkmuştur. 

Kalanın kapısı ve yapısı hep sağlamdır. 

Çünkü özveri kök ondadır. 

Kalbi yorulsa da ruhu ayağa kalkacaktır.

19.07.2023

22 Haziran 2023 Perşembe




Gerçekten sevilirseniz şüpheye düşmezsiniz..

Sevgi; endişeyi, merakı, özlemeyi,  barındırır içinde. Gerçekten sevildiğinizde, ne kalbinizde boşluk hissedersiniz ne de sırtınızı yaslarken düşeceğim korkusu. Birinin gönlünde hoş gelmekle, birinin gönlünde yer etmek aynı şeyler değil.


İnsan ihmal ettiklerinin bedelini ağır öder. Ağır ödeyeceksin.


Defolu sevgine , samimi olmayan ilgine katlanmayacağım.

İçim yoruldu. Bedenim .. ruhum. hücrelerim... 

nasıl sabrettiğime ben bile şaşırıyorum..

şakaya vuruyorum diye anlaşılmıyor ama ben çok kırgınımmm

en çok kendime kızgınım tüm bu olanlara hep ben izin verdim.

hayat beni yeni bir merhaba ile ödüllendirdi.

senden vazgeçerek kurtuluyorum...

Işıkları sen kapattın.. karanlıktan korkuyorum ama merak etme ben bunu da halledeceğim.

Herşeyi göze aldın..

Ve beni gözden çıkardın.

25 Mayıs 2023 Perşembe




Sen yaşamayı nefes almak sanıyorsun...

Ya beni içeri al, ya da yüzüme kapat, kilitle kapılarını.. Kapı eşiğinde duracak yaşlarımı çoktan geçtim ben...

Ben, bu durakta beklemekten çok sıkıldım. Öyle böyle sıkılmadım hem de... 

Yorgunluklarımı alacak, kabuğunda dinleneceğim, dallarında çiçek açacağım iklimlere kanat çırpmaya gidiyorum. Sen beni zamana bıraktın... ama zaman beni sana bırakmadı..

bekleme hissi, beklemek ,, neyi ve neden? gelse ne olacak ki? neyi değiştirecek neyi unutturacak...

Yaşamak çok kıymetli, yaşamak senin yaptığın gibi bir şey değil...


Hoşçakal.




20 Şubat 2023 Pazartesi

 

'bir tarihten alıntı...

Seni bir daha görmeme ihtimalim değil; bir daha kimseye sana baktığım gözlerle bakamama ihtimalim korkutuyor beni...

diye yazmışım zamanın bir yerinde...


Sen şu an muhtemelen kocaman egonu okşaya okşaya sanıyorsun ki ben seni özlüyorum..

'Bunun henüz ben bile tam olarak farkında değilim ama aslında özlediğim şey ruhumun sende kalan parçaları..'


Bir insanı sevmek; ona hayallerinle, korkularınla, kalbinde kutuya kaldırdığın tüm kırgınlıkların ve umutlarınla taşınmak demek çünkü..

ve bir insana emek vermek; canından ipliklerle ona nakış gibi dokumak demek.. ayrılırken söksen ne olacak......... bırakıp önüne baksan .......

ömür boyu insanın canından kaç metre iplik çıkacak Kİ...


İçim deli bir deniz; tutkulu bir öfkeyle patlayıp dalgalanıyor, fırtınalar dinmiyor gecelerce..

ve sen hayatla dalga geçen bir sörfçü gibi hepsini atlayıp yine yeniden beliriyorsun...

bazı şeyler asla eskimiyor.. zamana bir şekilde kafa tutuyorlar.

ve belki de en kötüsü bu; o şeyler hep yepyeni ve .....ve..

 sen benim emeğimsin... 

hep gittiğin yerdesin... 

daha kötüsü bu... 

ne sen gidebildin... ne de ben bırakabildim... 

14 Aralık 2022 Çarşamba

Artık ikimiz için çok geç

 Sen beni zamana bırakıyorsun ya...

Bakalım zaman beni sana bırakacak mı?


21.11.2022

Füsun 

16 Eylül 2022 Cuma

Hak ediyorum her milimini bu dik gülüşün....



Hayat çok  tuhaf....

Benim hayatım daha da tuhaf....

Yeni yaşıma girdim geçen hafta.. 40'a 2  kaldı....

30'lu yaşlarımda yapmak istediklerim için son 2 sene..... daha düşünerek ama daha hızlı, okumak istediklerim, görmek istediklerim, keşfedeceğim yeni yüzler ... daha perfect bir anne olmak..... (mümkün değil ama deneyeceğim...:))

Bu geçirdiğim son 5 yıl... öğüttüm seni... hazmettim... anladım... 

ve şu an daha mutluyum...

Mutluluk biriktiriyorum artık içimde... dışımda... ruhumda...

Bende durmayan , bana yakışmayan hiç bir şeyi taşıma zahmetinde bulunmuyorum.

Belki uyar, belki anlar, zamanla... vs....bunlara karnım tok.

Bana eyvallahı olmayana benim daha da eyvallahım yok..

Çünkü benim kayıp yıllarım var... çocuklarımın ziyan olan yılları var...

Benim  bu kayıp zamanları sevgiyle, aşkla kapatmam lazım .. hem kendimde hem yavrularımda...

Herkes olmak istediği yerde. Kendine yakışanın yanında....

Bundan daha güzel bir şey yok...

En çok öğrendiğim... kimseyi ederinden çok sevmeyeceksin... :)

(Sevgi içinde kalsın Füsun.... senin sevgini istemeyene vermeyeceksin sevgini....)(sevgi zehirlenmesi yaşayanlar oldu. öldüler. gömdük.)

Kalbimi, ruhumu sevgimi bana değer verenlere açıyorum...

Bu bana  iyi geliyor... İYİLEŞİYORUM.

Ben yıllarımı bir denizin kıyısında.. hiç ilerlemeden boşa kürek sallayarak geçirmişim. İki küreği de hep ben tutmuşum.

Allah beni aldı ...  buradan devam et dedi.  Bunu kabullenmek çok zor oldu. (Çok zor oldu... kelimeler, cümleler yetmez acılarımı anlamaya, hissetmeye... ve sanırım artık bundan bahsedip bu anları büyütmek de istemiyorum, ben dümeni kırdım... yolum başka...)

Geçen gün bana küçük şeylere takılıyorsun dedi biri... Anlayamadı..... ben o küçük şeyler ile varım... anlayamadı, herşey o küçük şeylerden ibaret... Anlamadı... artık varsın anlamasın.... yeter da... :)

Koyamadığım son noktalar vardı, ex kocam bu yıl içerisinde hepsini tek tek koydu... her gerekli yere...

iyi ki de koydu.. 

Bugünüme şükür ediyorum.

Ben her şeyi Allah'ın izniyle hallettim. 

Gerisini de Allah'a havale ettim.

Beni nasıl güzel günler bekliyor...

Heyecanla bekliyorum... Çalıyor eteklerimde zil.

EVET!!!

Hazırım. Gel. Bedelini ödedim. 

Hak ediyorum her milimini bu dik gülüşün....

16.09.2022

Füsun Gülten

7 Eylül 2022 Çarşamba

Doğumgünüsü 38. Bölüm

 EVET;🎀🎊

38. Bölüm başlıyor.😉🎈🎈🎈


Kendime verebileceğim en güzel hediye, kendimle barışık, nefesimin, sağlığımın kıymetini bilerek, hayatı ertelemeden yaşadığım anlar oluyor.⚪️🔴🟣🟡🔵🟠


Tereddüt, adım atmanın içindeki lezzetini bitiriyor. O sebeple netlik ile ve geç kalınmadan atılan adımların peşinden gidiyorum. 🙌

Kararlılık nefis bir özellik, rengi belli, duruşu belli, özgüvenli… misssss….🧚🏽‍♀️


Kaderim, ilahı akışın bana sunduğu ikrama benim verdiğim cevaba göre şekilleniyor. Bu sebeple düşünülerek ve güzel cevaplar verme peşindeyim..🧘


Yaş aldıkça; daha samimi ve sahici buluyorum kendimi… 💎💎💎

kendimi ihmal etme alışkanlığımı bıraktım.  Işığım yeryüzüne yansıyor.💝

Sadeleşiyorum. Vazgeçiyorum… 

Kaybetmeyi göze alıyorum…❤️‍🩹


Bulutların üstündeyim …. evet,🌥🌥🌞🤫


Gücümü artık, eminlikten, şükürden, tevekkülden, ilimden alıyorum ve her ne olursa olsun gayretle parlamaya devam ediyorum.❤️‍🔥


İçimi rahatlatan en güzel şey, elimden gelenin en iyisini yapmama rağmen hayatımın içinde olan, ancak karanlık odasında kalmayı tercih eden kim varsa onlarla aydınlık anları büyütme isteğimden vazgeçmeyi kabul etmek oldu... gönül açıklığı diliyorum onlar için..

💜 Kendimden razı olma halindeyim... 💜 


💙Ben kendimi seçtim….💙


Sabah uyandığımda, gökyüzü bulutla kaplı.. hava soğuk olduğunda… içim kararmıyor artık benim… her şeyin yerli yerinde yaratıldığını kabul ediyorum ben.🤲


Gülümsemek… sanırım en büyük gücüm bu, her şeye…. herkese rağmen gülümsemek….😋😛😀🙂😅😁☺️🤠


Gücüne inandığım en büyük şey  AŞK❤’ tan sonra gülümsemek….🤗😋


Boş boş değil hem de…… En dolusundan tüm hücrelerimle inanarak gülümsemek….😍


O zaman bu yıl kendime gelsin.🎀


İyi ki doğdun Füsun, 🍭🍭🍭

Gülümse,

38. Bölüm yükleniyor....🎈🎈🎈

15 Temmuz 2022 Cuma

ben artık sanmıyorum....

Dünyada ki en kötü şey sanmak...

iyi biri sanmak,

sevildiğini sanmak,

doğru kişi olduğunu sanmak...

sanmak insanı mahvediyor....

SANMAYIN!!!! 



                                 04.07.2022

29 Kasım 2021 Pazartesi

 Son 5 yıl; - 2017 - 2021


2017

Hamile olduğumu öğrendim; küçük mucizem...

Aldatıldığımı öğrendim;

Babaannem Öldü...

2018

Beren Doğdu; tek mucize...

Babam Öldü...

2019

Amcam Öldü...

2020

Bir daha aldatıldığımı öğrendim...

2021

Boşandım...

Anneannem Öldü...

Dayım öldü...

Artık nefes almak istiyorum... Nefes...


3 Kasım 2021 Çarşamba

GÜZEL SEVMEK ÇOK SEVMEKTEN Binlerce adım ötede!


En güvendiğin insanların bir yanılgıdan ibaret olduğunu anlayınca köşene çekiliyorsun...

Bazı şeyler aynı, bazı şeyler komik... bazı şeyler çok komik geliyor sonra... 

Sonra bazen yine acıya boğuluyorsun ..Ömrümden ömür giden geceler oluyor...

:)


GÜZEL SEVMEK.... ÇOK SEVMEKTEN Binlerce adım ötede! 'ki bizde ikisi de mevcut..'

Çok seviyorum naralarını ne çok duyarız değil mi?

Çok seviyordur ama ne hikmetse bizi üzen en çokta o naraların kılıç kuşanmışıdır çoğu zaman.. güzel sevmeyi bilmez de yüksek sesli haykırmalarla bastırmaya çalışır eksikliklerini .. oysa güzel sevebilmek koskoca bir devrim, sessiz bir eylem ve uysal bir direniştir.. incitmeyi göze alamamaktır. Kırmamak için ruhunun vitrinlerinde özenle saklamaktır.. sevmek kelimesinin hakkını veremeyeceksen şayet, dilinde de eskitmeyeceksin!! yok öyle paramparça ettiklerini güzel sözlerin lostrasında tamir etmeye çalışmak.. 

yok öyle... hakkını veremediğin kamburunu yükleme karşındakine!! 

ya güzel seveceksin, ya da gitmeyi bileceksin! 

yok öyle yağma!!!


...................lakin taşta çiçek açmıyor suyu boşa harcamak niye?


Fazla büyütme kendini sevdiğim en fazla sevebildiğim kadarsın dahası yok...


Seni Seviyorum... Bu kadar...


Füsun,


9 Ekim 2021 Cumartesi

Bana AŞK'tan söz etme n'olur.. Senin sevdan .. senin dünyan YALAN..

 Bana AŞK'tan söz etme n'olur..

Senin sevdan .. senin dünyan YALAN..



Bak, neler oldu zor zamanlar bizi buldu
Hiç sormadı aşk yaralarımızdan vurdu
Sence ilk adımı hangimiz attı
Her yer toz dumandı, zaman göz ardı
Kandırdık kendimizi zaten olmazdı
Belki bir oyundu ama canımız yandı
Biran dayanamam, bu dünyaya yaranamam
Gitme sonum olur diyen dilin, kalbin yalan, vedan yalan
Bana aşktan söz etme ne olur, senin sevdan, dünyan yalan
Sence ilk adımı hangimiz attı
Her yer toz dumandı, zaman göz ardı
Kandırdık kendimizi zaten olmazdı
Belki bir oyundu ama canımız yandı
Bir an dayanamam, bu dünyaya yaranamam
Gitme sonum olur diyen dilin, kalbin yalan, vedan yalan
Bana aşktan söz etme ne olur, senin sevdan, dünyan yalan
Bir an dayanamam, bu dünyaya yaranamam
Gitme sonum olur diyen dilin, kalbin yalan, vedan yalan
Bana aşktan söz etme ne olur, senin sevdan, dünyan yalan
Söz etme ne olur, senin sevdan, dünyan yalan... 

Tan Taşçı

🙃 selam olsun eski sevgiliye... 


7 Eylül 2021 Salı

Yaşım 37

 Ali İhsan'dan olma Bahire'den doğma.. Füsun ben...💙


Bugün benim doğum günüm.. 🍀

bugün benim doğduğum gün... 

bugün benim kendimi yeniden doğurduğum gün olacak.


Bu senenin hesabı ağır. 

Acının içinden geçtim.. 

Yanacak tek bir hücrem kalmayıncaya kadar yandım ben.. 🍁🍂


Bu sene de çok zorlu geçti.

Vücuttan ibarettim çok ama çok uzun zamandır.. 


Ruhumu geri aldım bu sene.🦋


Ölmek ve yaşamak arasındaki o ince çizgide nefes almaya çalıştım..🌾 boğazım düğüm düğümken..

Bu sene yolda kalanlar oldu.


Vedalaşmak hiç istemediğim eşimle vedalaştım. Bu sene çocukluğumla vedalaştım. Bu sene gençliğimle vedalaştım.  Bu sene birçok eş dost sandıklarımla vedalaştım.  Bu sene yolda çok şey bıraktım. Yanıma sadece kendimi ve çocuklarımı aldım. 

Bu sene öğrendim.. kendime kendim gerek olduğunu.. 

Bu sene öğrendim. Önce kendimi sevmem gerektiğini.. 


Yanımdaymış gibi gözüken dostlarım görüyorum sizi km’lerce uzakta olduğunuzu.. Gizleyemiyorsunuz kendinizi…🐾🐍


Ve fiilen km’lerce uzakta olup yüreği kalbimde atan dostlarım varlığınıza minnettarım…🌺


Mutluluk da bir kibrit çöpüne bakıyormuş meğersem. Elinden uçup gidiyormuş.🎡🎠


Mutlu değildim çooook uzun zamandır.. 

Sadece güçlüydüm. 


İnsan tercihleri ile kaderini imzalar… tüm imzalar benim seçimim… huzurluyum.


Ayrılık ölümden beter.. bunu bilmek. Kabul etmek.. Ve yaşamak..


Pişman değilim tek bir satırından.. çünkü ben tertemiz sevdim.. tüm hücrelerimle.. tertemiz delirmeden veda ettim ben bu aşka. :)♥️


Hala hayattayım ve parlıyorum.

Şükran borçluyum çocuklarıma..

Mucizelere, şansa ve mutluluğa hazırım…

Yeni yaşımda sevilmeye niyet ediyorum. 


Benimle yolda yürümeye devam eden herkese kucak dolusu sevgiler.

Öpünce geçmeyecek kadar üzmeyin kimseyi.. 

seviyorum kendimi.. sonra yanımdan yürüyen sizleri.


Kıymet bilenlerle yaşayacağım nice güzel yaşlarıma kaldırıyorum kadehimi..


Hoşgeldin, yaşım 37….💞💞💞

30 Haziran 2021 Çarşamba

 

BENİM AİLEMİ ALDIN

benim bu hayatta ki en güvendiğim yer gitti, dağıldı...

benim ailemi aldın benden Ahmet.

benim kalbimi aldın..

ve şimdi bana yaşa bakalım diyorsunuz?


😶


Aile herşeydir..

Aile olmak paha biçilemez mutluluktur.

Aile olmak dünyanın en büyük zenginliğidir...


31 Mayıs 2021 Pazartesi

BİR BOŞANMA HİKAYESİ

 

BİR BOŞANMA HİKAYESİ

 

Ahhhh ahhh ahhh bir ah ettimmm kii.....

Yıllarca şu his ile yaşadım.

Oda geniş ama sığamıyorsun… kapı açık ama çıkamıyorsun.. pencere açık ama nefes alamıyorsun..

Hangi toprak… hangi su… hangi güneş… unutturacak dünü…

Bir şey hep eksik bundan sonra..

Ben yaşamın tüm nefesini topladım yüreğimde Ahmet nefesim oldu.. Nefesim dedim ben ona..

Sonra bir gün  çat diye kesti soluğumu..

En değer verdiğim insan yıktı beni.. hiç acımadan.. yıktı geçti. 

Aldatıldım ben..

Çok acı.. çok gurur kırıcı..

Ben, Ahmet… kokardım....

Aynadaki yansımamı tanıyamadım..

Kendimle konuşmaya utandığım şeyi bugün buraya yazıyorum.... zamanın göreceliği….

 

Ellerim kollarım .. var ama…kalbim eksik..

Belirsizlik….. İlişkimizde en önemli unsur buydu… beni hasta eden şey buydu. VÜCUDUMDA ÇIKAN YARALARIN SEBEBİ buydu.

Verdiğin hasarın farkında olmadın hiçbir zaman…

Ben seni nasıl bu hale getirdim diye bir kere sormaz mı insan kendine? İçimdeki çocuğu öldürdün.

Birlikte yaşlanacaktık ellerimiz buruş buruş olacaktı vardı bir hayalimiz… o huysuz ihtiyar…

Ben onu çok... çok bembeyaz.... berrak sular gibi sevdim.. 

Üzerinde toz zerreciği yok... şüphe yok. Hainlik aldatma.. çirkinliklerin hiç biri yok.. 

bizim evliliğimize yakışmadı tüm bu olanlar.. herkes gibi.. onun bunun evliliğinde olanlar oldu bize.. 

Bununla yüzleşmek çok zor oldu. Ve ben hala bunu kabullenmek istemiyorum.... 

Biz iki masal kahramanıydık... masallarda kötülere yer yok. Mutlu sonlar olur masallarda. Bu hikaye mutlu bitemedi, o yüzden yarım kalsın böyle daha güzel.. çok sevdim seni.. çok... kendimden daha çok… elleri cennet kokan yârim derdim.. ben böceğin.. bitti. Yaşarken bitti.. bu hikayede biri ölmeden bitti bu evlilik.. geride kalan tüm köprüleri yıkıyorum içimde.. ileriye gitmekten başka çarem yok.

kıyamadığım, 

Hayattaki en sevdiğim şeyi kaybettim ben…

Sıfırdan başlıyorum yaşamaya..

Bebek gibi.. yeniden öğreniyorum çünkü Ahmet’ siz nasıl yaşanır bilmiyorum..

Ben Ahmet’i varoluşumdan beri seviyorum. Elleri cennet kokan yârim derdim ona..

başka türlüsünü hiç bilmedim…

Çok çok istemiştim. Çocuklarımın aşk kokulu bir evde büyümelerini… Olmadı yapamadım.

 

Ben severken vazgeçtim..

Ben Ahmet’i geride bıraktım.. Geleceğimde ona yer yok.

Nerden başlasam.. nasıl anlatsam..

10. yılımızda yazdığım yazıyı okudum az önce …

Ellerimiz birlikte tutuşup buruşamayacak artık.. yaşlılığım.. yaşanmışlığım  olamayacak artık….

Başka bedenlerde soluklanacağız bundan sonra.. ama ruhlarımız birbirini asla terk etmeyecek..


Ahmet; bir amaca bağlanmayan ruh yolunu kaybeder.. çünkü her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.

 

Masalımın kahramanı başka bir  hikayede figüran olmaya gitti...

 

Diğer kadın bu yazdıklarım sana..

Bana kötü ruhlu demişsin.. Neden? Ben sana anlatılan kadın değilim… HİÇBİR ZAMAN OLMADIM.

Bizim  evliliğimiz güzel örnek gösterilen evliliklerdendi..

Kendi içimizde sadece yorgunduk belkide..  yılların getirdiği.. çocukların getirdiği.. maddi yükümlülüklerin getirdiği kısa bir yorgunluktu…

Ben çocuğumla ilgileniyordum.. ben bebeğimi emziriyordum.. ben geceleri sekiz kere kalkıp sonra işe gidiyordum.. ben çocuklarıma yoğurt mayalıyordum, sen benim kocamı elimden alırken.

Ben ihmal edildim. Diğer kadın..

ben; ihmal edildim.. 

ve ihmal edilen herşey çürür…

 

Bana sordun..  Kocamı neden çok sevdiğimi sordun?… buna ne cevap verilir bilmiyorum.. senin bunu bana sorma cüretin bunu da hala anlamadım.. ve anlayamayacağım….

Ben kocamı çok sevdim.. ölür gibi, yaşar gibi… doğar gibi... her gün yeniden .. en baştan.. 

o benim her şeyimdi… sen benden her şeyimi aldın.. o benim babamdan çok güvendiğim idi…sen benim babamı aldın.. sen benim.. yaşama sevincimi aldın… sen benim çocukluğumu aldın… gençliğimi aldın.. ilk ıslak öpücüğümü  aldın.. daha nelerimi aldın sen benim…23 yılımı aldın.. gelecek güzel günlerimi aldın.. aile oluşumuzu aldın.. aile... biz artık aile değiliz senin yüzünden...

 Ahmet ile bir hayat kurabilirsin... ben güneşimle yoluma devam ederken sen benim gölgemde bir hayat yaşacaksın.. bunu unutma...

4 sene boyunca .. evli bir adamla neden bir ilişki sürdürülür.. ya da ben size ne yaptım.. neden aldatılıyorum ben.. birbirinizi çok seviyorsanız çok aşıksanız söyleseydiniz en baştan.. bu kadar acı niye yaşatıldı bana ve çocuklarıma..

Ahhh….

bu hayatta en yaşamak istemediğim şey aldatılmak idi... 4 sene boyunca aldatılmadığımı iddia eden kocam... ahhhh kocam... 

bugün itibariyle bir kağıt parçası ile ayrıldık biz.. 


nefesimiz.. kokumuz. tenimiz.. bir daha birbirine değemeyecek.. oysa daha dün yanımdaydın..

aynı yatakta... aynı yastıkta.. son günümüze kadar...  ah kocam... ah KOCAMMM.. ...................................................................................................................................................

Ben acının içinden geçtim hiç kolay olmadı.. küllerim bile kalmayasıya kadar yandım ben…

 

Elimin altındaki her şeyi devire devire yürüyorum artık. Bu deveyi güdemedim ben.. bu diyardan gidiyorum artık… vicdanım rahat…

 

En iyi ilişki sadakat… ben başka türlüsünü bilmem..

 

Herkesin yaşattığı her şey bir gün kendi sınavı olacak.. bunun rahatlığı ile herkesin çarşına pazar versin rabbim..

Gelecek diye bir şey yok sadece şimdi var ve ben artık onu yaşıyorum.

Biliyorum bu benim imtihanım.. çok sevdim.. allah izin vermedi…

Kalbimi kırmak isteyenleri meleklere bıraktım.



Kendimi kaybetmiştim..

 

diğer kadın; Beni aldatmıyorsun değil mi diye yazmış? KOCAM'A...Aldatılmak?… 

Bazen balık asar kendini oltaya ama sen tuttuğunu sanırsın…

 

Tekrarı yok bazı şeylerin aşk gibi ölüm gibi hayat gibi..

Sabrım yoruldu....


Kimin kimi kaybettiğini zaman gösterecek...

Belki de kimse kimseyi kaybetmiyordur – giden başkasını kalan da kendini buluyordur.


Ruh kendini nasıl iyileştireceğini biliyor da lakin zihnim hiç susmuyor....

 

 Aldatan bir gün sadakat için yalvaracak. o gün gelecek..

Ölmeden önce yaşamayı seçiyorum

Var bi sebebi bütün bu olanların..

Her şey çok güzel olacak inanıyorum.

Değersiz hissettirenin peşinden gidilmezmiş. Bende yolumu çevirdim. sonra mı? sonrası malum; kim ne yaptıysa önüne çıkacak.. ama eninde ama sonunda…

 

İnsanın sevmesi sevilmeyi istediği biçimdedir. Ah Ahmet.. ah yaram...

Mutlu olmadığım yerde kalmadım hepsi bu.. 

Yere göğe sığdıramadığım adam.. bana 4 yılda çektirdiklerini dediklerini düşününce..

Ben vazgeçtim artık yoksun gözümde, gözümden bu şekilde düşmene bile üzülüyorum ben.. sana hala yakıştıramıyorum... sana kıyamıyorum ben... sen benim Ahmedimdin... sen benim sadece benim.. 

Sana kızmıyorum sen hep bu kadardın ben bilmeliydim..

Işığımı karartırdın. Ben hep yeniden yakardım…



Sessiz sedasız bir köşeye çekilip yaşamak vaktidir artık

Beni mutlu eden birisi olacağım. sadece kendine yeten.. Gücümü senden aldığım için böyle zayıf düştüm yıllardır.

Sevdiğin insana karşı zor olmamak için o kadar basitleşiyorsun ki sana değer vermeye gerek bile duymuyorlar….. okuduğum beni anlatan en güzel cümle



Bekletilmeyecek. Ertelenmeyecek ve görmezden gelinmeyecek kadar özelim…

Kaderim sana bağlı değil. Bu hikayede ki  rolün bitti…

Seni canından çok seven Karın Füsun,

Pardon Eski Karın:) eski:)


Not: Benim canımın yangını güzel eski  kocam; kalbinde ölünceye kadar sızı olarak kalacağım. Dilerim rabbimden bu sızı hiç dinmesin. Senii ÇOOOK Sevdim... Bir daha böyle sevilemeyeceksin.. Sadece annen.. Sadece... 

 


7 Eylül 2020 Pazartesi

 Bu seneki yazı başlığım Kırka Yolculuk adlı Çalışmaaaa…


İyi ki doğdum gördün mü bak… 36 oldummmmm…

Kırka yürüyordum hızlıca…

Çok garip… çok garip…. Garip geliyor bana 36 yaşında olmak… 26 dermişim gibi… ruhum genç kalmak için çırpınıyor sanırım.. 

Ama Kadın olmanın o müthiş gücünü de bu yaşımda hissediyorum…

Bu sene en çok istediğim verdiğim kararların arkasında durmak… 

Hayat bu sene çok hızlı… ve yine çok acımasız bir şekilde aktı....

Yine dileklerim var benim…şükürlerim var..

Füsun;  En çok kendini Sev. Sonra bana iyi gelen herşeyi sev..

Sevmekten vazgeçme.. sevmenin gücü başka hiçbir şeyde yok..

Abart.. Çoğalt.. Parlat… Enerjini kendine kanalize et.

Derinden kahkalarım her gün artarak çoğalsın…

Yolda bıraktığım kimsem olmasın… 

Çocuklarım.. ailemmmm.. Sağlığımız hep yerinde olsun.. Ağzımının tadı bozulmasın Ali Rıza Bey..:)

Kendine ve sahip olduklarına inan.. 

her engelin üstesinden gelebilecek o güç senin içinde…

Yüreğini karartma.. 

Hep olumlu düşün… 

Aşkın gücü hep içimde kalsın…

Sağlık olsun…

Umudum tüm bedenimde kalsın..

Sarılmak bütün dertlerimi alsın götürsün…

Çocuklarının gülüşünde kaybol sadece.. 

Öpünce geçmeyecek kadar üzme kimseyi… 

İyi varım yaa.. İyi ki doğdum.. Hoş geldin yeni yaşım 36…

Benim hayat yolumda benimle yürüyen herkese çok teşekkürler.. İyi ki varsınız…

Kucak dolusu sevgiler herkese😘😘😘😘

3 Temmuz 2020 Cuma

Kerem 9 yaşına basıyor.....


Oğlum…. Yavrum….
Küçücüğüm…
Biricik erkeğim…
Nasıl başlamalı nasıl anlatmalı….
Bir gece yarısı kucağıma geldin… çok yorucuydu o yolculuk… Özgür dedi ki; Kerem bu hayatta çok başarılı olacak… Savaşçı bir ruhu var…

***
Bu hayattaki asıl öğretmenim sensin benim…
Sen benim anneliğimsin… sen beni anne yapansın…
Seni doğru yetiştirme kaygısı… her yanlışında aşırı tepkiler göstermek…
Perfect bir anne olmaya çalışırken mütemadiyen olamamak…
Yeni nesil anne olup bu sırada geçmişimizdeki tüm örf ve gelenekleri göstermeye tanıtmaya çalışmak..
Kültürümüzü aşılamak… sonra o kültürün yozlaşmış olduğu gerçeği ile yüzleşmek..
Bazen ne öğretirsem sana elimde kalıyor gibi oluyor…
Dünyaya bakıyorum.. sürekli hırs—kavga, oysa ben sana hep umut vaad ediyorum.. Sevgi vaad ediyorum… bir öpücük her şeyi çözer diyorum…
Ama ikimizde biliyoruz.. bir öpücük çözer her şeyi… biz yolumuzdan ayrılmayalım…

***
Nasıl geçti Kerem…

Daha dün Marsupilami izliyorduk… Şimdi; anne youtube.. anne netflix.. anne şu repçinin şarkısı varya… ha bide anne oyun kasıyorum diyorsun ya….. işte ben orda ….. kalakalıyorum:::::J

 J ah oğlum ah… zaman çok hızlı…
Bir sonraki 8 yıl sonra bunlarda geçecek… o zaman ne yazacağız bakalım bu satırlara…

Ama yine de iyi geldik be Kerem… ne dersin annem?
Koca bir 8 yıl… devirdik…
Bazen çok zordu… çok ağladık… ama bir o kadar güldük….
Bazen omuzlarına kaldıramayacağın kadar yükler yükledim… ama sonra hemen aldımJ
Eksikliklerim çok… beni affedersin umarım…
Sen çok şahane bir evlat… süper bir abi… harika bir bireysin….
Seninle gurur duyuyorum..
Annem…..
Hayat çok zor ama kesinlikle çok güzel….
her daim renkleri gör.. her zaman göğe bak… o sana bir şans daha var diyecek her zaman… Öpünce geçmeyecek kadar üzme kimseyi…
Yeni yaşın kutlu, mutlu, huzurlu ve bol kahkahalı olsun…
Seni çooook SEVİYORUM…
Annen,



7 Eylül 2019 Cumartesi

Yolun yarısı YAŞ 35...

 ,,,35,,,☘☘☘☘

Yolun yarısı derler...

Hiç gelmeyecek gibiydi... geldi...35...

Geriye mi sayıyorum artık...

Yokuşu çıkmışım gibi hissediyorum kendimi.. Şimdi yokuş aşağımı iniliyor.. yoksa düzlük mü? Yolun sonrası... yoksa süpriz bir şekilde yokuş devam mı ediyor? 

Bundan sonrası için yapılacaklar listesi oluşturdum. 

Yapılacak işler.. görülecek yerler. Beyinsel değişimler..

Ilk yarıdan daha çok iş var sanki...

Olmak istediğim ben için.. bitmeyen sınavlarım. 

Kendimle karşılaştım dün... sordum kendime.. cevap vermedi bana... yorgundu zira..

Anlatmasına gerek yoktu zaten. Sarılması yetti. Sen halledersin dedi.. Daha çok şükür...

Daha iyi bir ebeveyn olmak.. olabilmek.. Yetebilmek.. ama artık önce kendime.. sonra yine herkese... Ben hayatımı hep iki uçta yaşıyorum. Ya bulutların üstünde ya da toprağın dibinde... Yeni yaşımda.. dileğim.. bulutlarda kalayım..💙ağız dolusu kahkahalarım artsın eksilmesin.🤠

Aşkın gücü hep içimde kalsın.❤ Sarılmak bütün dertleri, tasaları,sorunları alsın götürsün.

Umudum tüm bedenimde kalsın...💫

Sevdiklerim başımın ucundan bir adım öteye gitmesin.💜

Daha çok başardığım.. bir yıl olsun.

Sağlık olsun... Bol bol 💋💋💋💋💋💋 olsun

Hoşgeldin 35 yaşım.

Good bay 34.

See you dostlarım.

7 Eylül 2018 Cuma

hOŞGELDİN yAŞIM 34

 Bugün benim doğum günüm...🍭 Beni okuyan bilir.. her sene uzun uzun yazarım.Teşekkür ettiklerim olur.. kdv si fazla gelenler için elemelerim olur. Velhasıl senenin hesabını kapatırım. 

öğrettiklerim.ve daha çok öğrendiklerimle... Bu senee... Bu sene ne yazsam.. Bu sene benim en güzel senem olacaktı.. çünkü 8 li seneler benim yılım olur.. 1998..2008.. ve 2018... ... Güzel başlamıştı herşey.. benim canımdan bir can daha Berenimmm.. ömrümm. Kızımmm... gülen yüzüm.. bir doğum oldu.. Hayat buldum yeniden.. Az şükrettiğimi fark ettim.. az.. çok az.. Şükürlerimi çoğalttım. 

Kalp kırıklıklarım oldu yine.. sanki bu sene daha çok.. Direndiklerim oldu.. bıktıklarım oldu.. sevdiklerim oldu yine yeniden.


Yine dipte olduğum zamanlarım oldu.. Bazen pembe rüyalarım.. Kendime yetişemediğim zamanlarım oldu..

Bir de ağzıma da etse vazgeçemediklerim. 

Bütün bu gökyüzü olayları tutulmalar derken.. Gel-Gitli ruh halleri... lohusalık sendromları..

Sonra ne mi oldu.


Sonra babam öldü... Halbuki 12 saat önce yemek yemiştik. Istediği yemeği pişirmiştim. Muhabbet etmiştik. Karşımdaydı. Candı.. Kandı.. bana el salladı... bana el salladı... ve gitti..

Birden. Aniden. Hiç veda edememişken.. bir sürü plan varken.. yapılacaklar listesi kabarırken

üç kızının da ilk defa bu kadar eli ayağı olmayı başarmışken.. O kadar erken erken.. Torunları dedesiz kaldı..

Ben babasız kaldım. 33 yaşım.

Ben ne çok şey yaşadım bu sene bir bilseniz.. Ahh bir bilseniz.. Ama işte Hayat tam olarak bu değil mi? Doğumlar.. ölümler.. düğünler.. merasimler.. hepsi bizim için.. Hayat.. işte.. tam olarak bu.. Süprizlere gebe 365 gün daha.. karşılamaya korktuğum başka bir sene daha hatırlamıyorum.. evet korkuyorum... çok korkuyorum... ama işte biliyorum korkunun faydası yok.. Yol uzunmuş gibi ... kimse yolda elini bırakmayacakmış gibi.. sen kimseyi yarı yolda bırakmayacakmışsın gibi.. Güzel bir senem olur inşallah..

Kırmadan.. dökmeden..

Zor bir sene bekliyor beni.. altından kalkabilirim umarım. 

Sarılmak lazım azizim sarılmak daha çok sımsıkı... ve yine söylüyorum.. Öpünce geçmeyecek kadar üzmeyin kimseyi

Dileğim aynı... çok mutlu olmak istiyorum.. sadece mutlu...

Hoşgeldin Yeni yaşım 34.

26 Kasım 2017 Pazar

ONUNCU YILIMIZ İÇİN;

ONUNCU YILIMIZ İÇİN;



Kafamdaki salıncak yarıklarım iyileşmemişti henüz ki…
Ben sana ÂŞIK oldum sevgilim,
Ne zaman AŞK ’ınla yandım, ne zaman gözlerine hapsoldum…
Çocukluğum…
Koca on yıl… …

Güzel bahçeli bir ilkokul,
Ve bizim evin penceresi,
Ömrümün en güzel iki köşesi…
Sokaktaki gülüşmeler ve kaçak kaçak bakışmalar…
Seni seyretmek!!!

Bakışlarında yeşerdim ben… ve o zaman dedim içimden…
…yine onunla kuruyacak…

Aklı cambaz, yanağı al…
Sesi çilek aroması... :)  birini sevdim.

Fikrimin ince gülüşü…
Gülüşün de hapsoldum.

Aklıma düşeceğin vakit hiç belli olmadı,
Uykuda... sokakta... kaldırım kenarında…
Seni düşünmek ne müthiş bir düş…  Seni sevmek ne güzel bir duruş…

Bana geleceğini bilemeden
Düşlerimde sevmek seni…

Meyveli bir yazdan sonra beyazı bol... Pembe düş’lü bir kışım oldu benim,
Sen nerdeydin bilmiyordum… kime gülerdin... neyi severdin... kime bakardın…
Ama benim... sohbetlerimdin... yediğim yemektin... okul sıramdın... konuştuğum yüzlerdin...
Her yerdeydin... beyazı bol... pembe düşlü o kışta.

Tebessüm oldun sevenin dudağında,
Koca bir kış…
Yapraklar gülüştü… Böcekler,  çiçeklere fısıldadı…
Âşık oldum ben.
Doğdum sessizce senin içinde.

Gözümden akan uyku değil anne!!!
O sevdam.

Gönlümde sana koca bir köşk hazırlamışım… Kendimden habersiz…
Yaz geldi, köşk kapılarını sana açtı…
Nice gülüşleri doldurup yüreğine geldin...

Baharım oldun benim…
Sonu hiç kışa bakmayan meyve kokulu yazım oldun...

Yaşama sevincim koydum adını…

Bitmeyen bayramların oldun…
Mor dağlarım çiçek açtı,  yeşile döndü…
Muhabbete hasret dilim bülbüle döndü…
İki masal kahramanı olduk biz.
İçimizde uçurtma uçuran çocuk heyecanıyla,

Ümidimiz vardı bizim…
İşte o sevdamıza sahip çıktı!

Sonra bir gün… Uçurtma kuyruğundaki renkleri değiştirdin.
Gözlerindeki çocuk anlamsız baktı… Biraz öldürmeye hevesli,
Bir sürü haller içinde kaldı halim.

Başımda... kaşımda... her yanımda sevdan vardı.
Sen gittiğin vakit o gitmedi.
Soğuk rüzgârlarda bıraktın beni,
Baharda gri bir kışı yaşadı duygularım.

Umut ağaçlarımın yaprakları düştü.
Bir dirhem umut kalmasa da bana
Belki yeşerir mor dağlarım diye,
Gözyaşlarım suladı.

Senden başka bir şey tütmedi gözlerimde
Ve çıkmadı kokun yüreğimden,
Ben, sen kokuyorum sevgilim…

Kısa sürdü ayrılıklarımız... Bayram olurdu bana çıkıp gelişlerin…
Ayrılık sonraları daha da coşkuluydu özlemin etkisiyle kavuşmalarımız…
Kupkuru bir çiçek gibi biraz suya özlemli gelirdin bana.
Yüzün çamurdaki ışığı aydınlatmasa kalamazdım, giderdim senden.
Gözlerinde o çocuk oturuyorken gidemedim…

Söz geçiremedim gönlüme,
Korkmadım, gittim. Götürdüğün bilinmezliğe,
Bir hüzün nehrinin kıyısına vardık.
Sen kalktın gittin… Gözlerinde gitti sonra…
Beni gözlerinde sürgün ettin.
İri gagalı yalnızlıklara mahkûm ettin.

Kimler okşadı güzel ellerini...
Ellerin... O son kederli bakışın…

Kimim kimsemdi benim senin gözlerin
Gidecek yerim olmadı hiç gözlerinden başka,

Derin yaralarım var benim senden ötürü... Benimle kanayan.
Deli gibi sevsen de yollar ayrılır dediler…
Kabuk bağlar dediler…
Sen hep kanadın... İyileşmeyen yaram oldun...
Acıdan nefes alamadım…
Aldığım nefes de sendin zaten…

Selvi boylum…
Sevdiğim… Sarılmak sana…

İçimdeki yokluğunu,
Ümidin beyazı süsledi.
Ümidin izleri yaşamım oldu, coşkum oldu, sevgim oldu... esti içimde…
Küçüktük…
Esti rüzgârlar… Fırtınalara dönüştü…
Uçurtma uçuran çocuksu heyecanlarım bitti.
Bayat bayram şekeri kederiyle baktım herkese…

Küllerin yaktı bağrımı.
Vazgeçilir gibi olmadın hiç...
Haydi, gel yalnızlığım, kimsesizliğim, kimsem olurken her şeye dönüşenim…
Bilmem teninden başka bir kokuyu,
Efkârım…

Bir avuç sevinç aldın avuçlarına… Bıraktın ellerimin arasına…
Bir yaz günü değildi, şimdiki… Karlı soğuklar gelmişti daha yeni…
Aylardan Ekim…

Sen kuyruğunda renklerin dansını yapan bir uçurtmayla…
Yeni iklimlere kanat açtırdın.
Aşkın bana kanatlar verdi,
Sözlerimizde suların yalınlığı…
Kavuşmalıydık iki ırmak gibi çağıldayarak…

Beni kaçırdın yine benden sevgilim,
Kendime yenildiğimsin sen benim
Bozduğum kurallarım,
Gençliğim…

Usul usul sevdim ben seni…
Ezberledim yüzünün her çehresini,


Ve bu aşk senin kadar gerçek oldu.
Aşkımız kalbimizde, yangın tenimizdeydi,
Yasakları deldik biz birlikte.
Bütün kırmızı ışıklarda geçtik…
Bedenimiz sevenimizin garantisinde.
Ellerimi tuttun, mevsimler yeniden bahar oldu…

Yine bir gün gözlerin,  uzaklara daldı… Gözlerindeki çocuk ağlamaklı baktı…
Yandı yüreğim çok derinden can asker…
‘Vatan bekliyor’,  ‘bekle’ dedin. Kokunu boynuma doladın… gittin… askerim…
İçim yandı… Yönsüz yolsuz kanat çırptım…
‘Ümidimiz muradına erecek’…  ‘döneceğim mutlaka’… ‘sabret’ dedin.
Sabrım oldun…
Geceleri nöbet tuttum,
Gündüzleri eğitime geldim,
Emre itaat ettim seninle,
Şaşkın… acemi,  durgun…

Aşk haykırmak oldu,
Sevgi ağlamak…
Aşk beklemek oldu,
Sevgi katlanmak…
Yüreğini, gözlerini ve de ellerini özledim…

Hiç farkında olmadan yüzüme işlendi hüznümüzün ince çizgileri…
Yolunu ne çok gözledim…
Hasret kaldığım… gurbetim…

Nasıl deli aşığım sana.
Sevmeye hüküm giydiğim…
Lahmacun kokulum… Askerim oldun…

‘Narin çiçeğim’ derdim sana.
Ben BöCeĞin,

‘N’olucak halimiz’ ile başlayan nice cümlelerimiz.
Nerdeydik aşkım, nerelere geldik böyle…
Yelkenlerimizi doldurup… Nereye gidiyoruz aşkım…
Kimlerle tanıştık…
Ve hangi yüzleri çıkardık hayatımızdan.
Çabuk mu büyüdük aşkım?
Vazgeçtiklerimiz… Vazgeçirdikleri…
Büyüdük biz birlikte sevdiğim.

Ne badireler atlattık.
Düştük kimi zaman, dizlerimizi kanattık ama her şeye rağmen birlikte kalktık!

Ahmet’im…
Hayatımın anlamı…

Aşkımız kötülüğü bencilliği boğdu;
‘BEN’ den çıkıp ‘BİZ’ e vardı.
Karanlığın üstüne güneş gibi doğduk kimi zaman,
Kimi zaman boğulduk karanlıkta…
Yine de kaybetmedik birbirimizi;
Ayırmadık hiç ellerimizi.
Seninle biz hep vardık… Hep varız…

Her şey değişti on yılda…
Sadece sevdan değişmedi sevdiğim.

Çok ağır bedeller ödedim… Sevdamız değerdi.

Seninle biz hala yan yanayız… Alışkanlık mıyız?
Değiliz değil mi? Sevgilim…
Bir çocuk gülüyor kalbimde,
Biz çok… ÂŞIK iki masal kahramanıyız.



Bazen anlaşılır olmadık…
Gökyüzünden yıldızlar tek tek düştü,
Renkler birbirine karıştı,
Dağıldı tüm resimdekiler…

Mecnunum…
Ben, Leyla’n

Sana öyle hayranım ki…
Bütün renkleri ayırabilirim birbirinden,
Gökyüzüne gönderirim yeniden yıldızları…
Hiçbir yüz güzel olmadı senin yüzünden,
Bu resim ikimizin sevdiğim.
Ve bu resim bir tek sana yakıştı… Sevdiğim…

Emeğimsin sen benim…
Ellerin.. avuçların… avuçlarım…

Derdimin dermanı sensin… Efendim… Beyim…
İçime sindirdiğim…

Hayal ettik evimizin, yuvamızın haritasını,
Dindirdik yıllar süren ayrılıklarımızın acısını…
Bütünleştik her yönden…
Yaşadık sevinçlerimizi içimizden geldiğince.

Büyüdük… Kıskançlığım oldun…
Dudağımdaki ıslak öpücük oldun…
Kadınlığım…

Tutkumsun…
Ne zaman tutuldum ben sana?

Sana tutulduğumun üzerinden çok zaman geçti,
Hiç eskimeyen, hiç eksilmeyen bir sevgin var içimde…
Sana on yıldır… İlk günkü heyecanla geldim…

Sevdikçe sevesim geliyor seni…
Niceydi gülüşün…
Öyle sınırsız… Öyle derin…
Yetmedi bunca yıl, sana doymaya…
Şefkatinle, Şiddetinle… Sevdamızın kavgası sürsün bir ömür.
Yaşlılığım…
Yaşanmışlığım ol.

Beni sev, koru ve sadık kal.
Bu dünyadaki cennetimsin sen benim.

Gözlerinde bir çocuk oturuyor…
Bir çocuk gülüyor kalbimde…

Uzak bir ışık yanar gözlerinde,
İşte ben orda kuruyacağım.

Seni ömrümün sonuna kadar seveceğim.

Nice Senelere,
Nefesim,

29.10.2007
10. yılımıza kucak açarken…


24 Ekim 2017 Salı

Benim bir Kızım olacak...

Kızım,

Beren'im Elif' im ...
Ay yüzlüm...
Senin ışığınla yeniden filizleneceğiz.
Seni bekledik.. Seni istedik..
Sanaymış bütün bu yolculuğumuz..
Ben hep dedim.. ' benim bir kızım olacak'
Baban... çok istedi .. çok bekledi seni...
Bize ilk ellerini gösterdin..
O minicik avuç içlerinde hayat bulduk biz annem..
Sana bakmak mucizeyi anlamakmış..
Mucizem... Güneşim..
Adın Elif olacak...
Elif gibi dimdik dur diye...
Adın Beren olacak...
Güçlü, kuvvetli, akıllı ol diye..
Çünkü bu hayatta kadın olmak en zor olan annem...
Şu an vakit sabah.. Dışarıda usul usul yağmur yağıyor...
Yüreğim serinliyor..
Karnımda ki minicik tekmelerin..  içimi sevinç çığlıklarıyla dolduruyor...
Sende babana benzeyeceksin... ve bundan hiç şikayetçi olmayacağım...
Çünkü ben babana çok Aşığım..
Bir ağabey'in var.. Adı Kerem.. Ahmet Kerem..
Seni sabırsızlıkla bekliyor..
'Karlar yağdığında kardeşim gelecek' diyor.
Seni öpüyor.. Sana hediyeler alıyor. Seninle sohbet ediyor..
Çok seveceksiniz birbirinizi.. Siz iki Can' sınız.
Benim iki Canımm..
Kokun şimdiden burnumda.. az kaldı kavuşmamıza...
Hasretle bekliyoruz seni...
Kızım... Elif Beren'im...

Annen..
24.Ekim.2017