Seyrettiğim, yazdığım, okuduğum, oynadığım, ödül aldığım, yeniden seyrettiğim... işte bu benim hayatım...
En çok Merak Edilenler
-
Herkese Merhaba, Bugün de Rotterdam daki Splash Bus maceramızı anlatacağım. Bu bir otobüs.. 1 saatlik bir tur, yarım saat karada Rotterda...
-
BİR BOŞANMA HİKAYESİ Ahhhh ahhh ahhh bir ah ettimmm kii..... Yıllarca şu his ile yaşadım. Oda geniş ama sığamıyorsun… kapı açık ...
-
Benim bir oğlum olacak... Babasına benzeyecek... Gözleri kocaman olacak... parıl parıl ışıldayacak... Gamzesi olacak... gülümsemesi karşı...
3 Temmuz 2020 Cuma
Kerem 9 yaşına basıyor.....
7 Eylül 2019 Cumartesi
Yolun yarısı YAŞ 35...
,,,35,,,☘☘☘☘
Yolun yarısı derler...
Hiç gelmeyecek gibiydi... geldi...35...
Geriye mi sayıyorum artık...
Yokuşu çıkmışım gibi hissediyorum kendimi.. Şimdi yokuş aşağımı iniliyor.. yoksa düzlük mü? Yolun sonrası... yoksa süpriz bir şekilde yokuş devam mı ediyor?
Bundan sonrası için yapılacaklar listesi oluşturdum.
Yapılacak işler.. görülecek yerler. Beyinsel değişimler..
Ilk yarıdan daha çok iş var sanki...
Olmak istediğim ben için.. bitmeyen sınavlarım.
Kendimle karşılaştım dün... sordum kendime.. cevap vermedi bana... yorgundu zira..
Anlatmasına gerek yoktu zaten. Sarılması yetti. Sen halledersin dedi.. Daha çok şükür...
Daha iyi bir ebeveyn olmak.. olabilmek.. Yetebilmek.. ama artık önce kendime.. sonra yine herkese... Ben hayatımı hep iki uçta yaşıyorum. Ya bulutların üstünde ya da toprağın dibinde... Yeni yaşımda.. dileğim.. bulutlarda kalayım..💙ağız dolusu kahkahalarım artsın eksilmesin.🤠
Aşkın gücü hep içimde kalsın.❤ Sarılmak bütün dertleri, tasaları,sorunları alsın götürsün.
Umudum tüm bedenimde kalsın...💫
Sevdiklerim başımın ucundan bir adım öteye gitmesin.💜
Daha çok başardığım.. bir yıl olsun.
Sağlık olsun... Bol bol 💋💋💋💋💋💋 olsun
Hoşgeldin 35 yaşım.
Good bay 34.
See you dostlarım.
7 Eylül 2018 Cuma
hOŞGELDİN yAŞIM 34
Bugün benim doğum günüm...🍭 Beni okuyan bilir.. her sene uzun uzun yazarım.Teşekkür ettiklerim olur.. kdv si fazla gelenler için elemelerim olur. Velhasıl senenin hesabını kapatırım.
öğrettiklerim.ve daha çok öğrendiklerimle... Bu senee... Bu sene ne yazsam.. Bu sene benim en güzel senem olacaktı.. çünkü 8 li seneler benim yılım olur.. 1998..2008.. ve 2018... ... Güzel başlamıştı herşey.. benim canımdan bir can daha Berenimmm.. ömrümm. Kızımmm... gülen yüzüm.. bir doğum oldu.. Hayat buldum yeniden.. Az şükrettiğimi fark ettim.. az.. çok az.. Şükürlerimi çoğalttım.
Kalp kırıklıklarım oldu yine.. sanki bu sene daha çok.. Direndiklerim oldu.. bıktıklarım oldu.. sevdiklerim oldu yine yeniden.
Yine dipte olduğum zamanlarım oldu.. Bazen pembe rüyalarım.. Kendime yetişemediğim zamanlarım oldu..
Bir de ağzıma da etse vazgeçemediklerim.
Bütün bu gökyüzü olayları tutulmalar derken.. Gel-Gitli ruh halleri... lohusalık sendromları..
Sonra ne mi oldu.
Sonra babam öldü... Halbuki 12 saat önce yemek yemiştik. Istediği yemeği pişirmiştim. Muhabbet etmiştik. Karşımdaydı. Candı.. Kandı.. bana el salladı... bana el salladı... ve gitti..
Birden. Aniden. Hiç veda edememişken.. bir sürü plan varken.. yapılacaklar listesi kabarırken
üç kızının da ilk defa bu kadar eli ayağı olmayı başarmışken.. O kadar erken erken.. Torunları dedesiz kaldı..
Ben babasız kaldım. 33 yaşım.
Ben ne çok şey yaşadım bu sene bir bilseniz.. Ahh bir bilseniz.. Ama işte Hayat tam olarak bu değil mi? Doğumlar.. ölümler.. düğünler.. merasimler.. hepsi bizim için.. Hayat.. işte.. tam olarak bu.. Süprizlere gebe 365 gün daha.. karşılamaya korktuğum başka bir sene daha hatırlamıyorum.. evet korkuyorum... çok korkuyorum... ama işte biliyorum korkunun faydası yok.. Yol uzunmuş gibi ... kimse yolda elini bırakmayacakmış gibi.. sen kimseyi yarı yolda bırakmayacakmışsın gibi.. Güzel bir senem olur inşallah..
Kırmadan.. dökmeden..
Zor bir sene bekliyor beni.. altından kalkabilirim umarım.
Sarılmak lazım azizim sarılmak daha çok sımsıkı... ve yine söylüyorum.. Öpünce geçmeyecek kadar üzmeyin kimseyi
Dileğim aynı... çok mutlu olmak istiyorum.. sadece mutlu...
Hoşgeldin Yeni yaşım 34.
26 Kasım 2017 Pazar
ONUNCU YILIMIZ İÇİN;
Kafamdaki salıncak yarıklarım iyileşmemişti henüz ki…
Ben sana ÂŞIK oldum sevgilim,
Ne zaman AŞK ’ınla yandım, ne zaman gözlerine hapsoldum…
Çocukluğum…
Koca on yıl… …
Güzel bahçeli bir ilkokul,
Ve bizim evin penceresi,
Ömrümün en güzel iki köşesi…
Sokaktaki gülüşmeler ve kaçak kaçak bakışmalar…
Seni seyretmek!!!
Bakışlarında yeşerdim ben… ve o zaman dedim içimden…
…yine onunla kuruyacak…
Aklı cambaz, yanağı al…
Sesi çilek aroması... :) birini sevdim.
Fikrimin ince gülüşü…
Gülüşün de hapsoldum.
Aklıma düşeceğin vakit hiç belli olmadı,
Uykuda... sokakta... kaldırım kenarında…
Seni düşünmek ne müthiş bir düş… Seni sevmek ne güzel bir duruş…
Bana geleceğini bilemeden
Düşlerimde sevmek seni…
Meyveli bir yazdan sonra beyazı bol... Pembe düş’lü bir kışım oldu benim,
Sen nerdeydin bilmiyordum… kime gülerdin... neyi severdin... kime bakardın…
Ama benim... sohbetlerimdin... yediğim yemektin... okul sıramdın... konuştuğum yüzlerdin...
Her yerdeydin... beyazı bol... pembe düşlü o kışta.
Tebessüm oldun sevenin dudağında,
Koca bir kış…
Yapraklar gülüştü… Böcekler, çiçeklere fısıldadı…
Âşık oldum ben.
Doğdum sessizce senin içinde.
Gözümden akan uyku değil anne!!!
O sevdam.
Gönlümde sana koca bir köşk hazırlamışım… Kendimden habersiz…
Yaz geldi, köşk kapılarını sana açtı…
Nice gülüşleri doldurup yüreğine geldin...
Baharım oldun benim…
Sonu hiç kışa bakmayan meyve kokulu yazım oldun...
Yaşama sevincim koydum adını…
Bitmeyen bayramların oldun…
Mor dağlarım çiçek açtı, yeşile döndü…
Muhabbete hasret dilim bülbüle döndü…
İki masal kahramanı olduk biz.
İçimizde uçurtma uçuran çocuk heyecanıyla,
Ümidimiz vardı bizim…
İşte o sevdamıza sahip çıktı!
Sonra bir gün… Uçurtma kuyruğundaki renkleri değiştirdin.
Gözlerindeki çocuk anlamsız baktı… Biraz öldürmeye hevesli,
Bir sürü haller içinde kaldı halim.
Başımda... kaşımda... her yanımda sevdan vardı.
Sen gittiğin vakit o gitmedi.
Soğuk rüzgârlarda bıraktın beni,
Baharda gri bir kışı yaşadı duygularım.
Umut ağaçlarımın yaprakları düştü.
Bir dirhem umut kalmasa da bana
Belki yeşerir mor dağlarım diye,
Gözyaşlarım suladı.
Senden başka bir şey tütmedi gözlerimde
Ve çıkmadı kokun yüreğimden,
Ben, sen kokuyorum sevgilim…
Kısa sürdü ayrılıklarımız... Bayram olurdu bana çıkıp gelişlerin…
Ayrılık sonraları daha da coşkuluydu özlemin etkisiyle kavuşmalarımız…
Kupkuru bir çiçek gibi biraz suya özlemli gelirdin bana.
Yüzün çamurdaki ışığı aydınlatmasa kalamazdım, giderdim senden.
Gözlerinde o çocuk oturuyorken gidemedim…
Söz geçiremedim gönlüme,
Korkmadım, gittim. Götürdüğün bilinmezliğe,
Bir hüzün nehrinin kıyısına vardık.
Sen kalktın gittin… Gözlerinde gitti sonra…
Beni gözlerinde sürgün ettin.
İri gagalı yalnızlıklara mahkûm ettin.
Kimler okşadı güzel ellerini...
Ellerin... O son kederli bakışın…
Kimim kimsemdi benim senin gözlerin
Gidecek yerim olmadı hiç gözlerinden başka,
Derin yaralarım var benim senden ötürü... Benimle kanayan.
Deli gibi sevsen de yollar ayrılır dediler…
Kabuk bağlar dediler…
Sen hep kanadın... İyileşmeyen yaram oldun...
Acıdan nefes alamadım…
Aldığım nefes de sendin zaten…
Selvi boylum…
Sevdiğim… Sarılmak sana…
İçimdeki yokluğunu,
Ümidin beyazı süsledi.
Ümidin izleri yaşamım oldu, coşkum oldu, sevgim oldu... esti içimde…
Küçüktük…
Esti rüzgârlar… Fırtınalara dönüştü…
Uçurtma uçuran çocuksu heyecanlarım bitti.
Bayat bayram şekeri kederiyle baktım herkese…
Küllerin yaktı bağrımı.
Vazgeçilir gibi olmadın hiç...
Haydi, gel yalnızlığım, kimsesizliğim, kimsem olurken her şeye dönüşenim…
Bilmem teninden başka bir kokuyu,
Efkârım…
Bir avuç sevinç aldın avuçlarına… Bıraktın ellerimin arasına…
Bir yaz günü değildi, şimdiki… Karlı soğuklar gelmişti daha yeni…
Aylardan Ekim…
Sen kuyruğunda renklerin dansını yapan bir uçurtmayla…
Yeni iklimlere kanat açtırdın.
Aşkın bana kanatlar verdi,
Sözlerimizde suların yalınlığı…
Kavuşmalıydık iki ırmak gibi çağıldayarak…
Beni kaçırdın yine benden sevgilim,
Kendime yenildiğimsin sen benim
Bozduğum kurallarım,
Gençliğim…
Usul usul sevdim ben seni…
Ezberledim yüzünün her çehresini,
Ve bu aşk senin kadar gerçek oldu.
Aşkımız kalbimizde, yangın tenimizdeydi,
Yasakları deldik biz birlikte.
Bütün kırmızı ışıklarda geçtik…
Bedenimiz sevenimizin garantisinde.
Ellerimi tuttun, mevsimler yeniden bahar oldu…
Yine bir gün gözlerin, uzaklara daldı… Gözlerindeki çocuk ağlamaklı baktı…
Yandı yüreğim çok derinden can asker…
‘Vatan bekliyor’, ‘bekle’ dedin. Kokunu boynuma doladın… gittin… askerim…
İçim yandı… Yönsüz yolsuz kanat çırptım…
‘Ümidimiz muradına erecek’… ‘döneceğim mutlaka’… ‘sabret’ dedin.
Sabrım oldun…
Geceleri nöbet tuttum,
Gündüzleri eğitime geldim,
Emre itaat ettim seninle,
Şaşkın… acemi, durgun…
Aşk haykırmak oldu,
Sevgi ağlamak…
Aşk beklemek oldu,
Sevgi katlanmak…
Yüreğini, gözlerini ve de ellerini özledim…
Hiç farkında olmadan yüzüme işlendi hüznümüzün ince çizgileri…
Yolunu ne çok gözledim…
Hasret kaldığım… gurbetim…
Nasıl deli aşığım sana.
Sevmeye hüküm giydiğim…
Lahmacun kokulum… Askerim oldun…
‘Narin çiçeğim’ derdim sana.
Ben BöCeĞin,
‘N’olucak halimiz’ ile başlayan nice cümlelerimiz.
Nerdeydik aşkım, nerelere geldik böyle…
Yelkenlerimizi doldurup… Nereye gidiyoruz aşkım…
Kimlerle tanıştık…
Ve hangi yüzleri çıkardık hayatımızdan.
Çabuk mu büyüdük aşkım?
Vazgeçtiklerimiz… Vazgeçirdikleri…
Büyüdük biz birlikte sevdiğim.
Ne badireler atlattık.
Düştük kimi zaman, dizlerimizi kanattık ama her şeye rağmen birlikte kalktık!
Ahmet’im…
Hayatımın anlamı…
Aşkımız kötülüğü bencilliği boğdu;
‘BEN’ den çıkıp ‘BİZ’ e vardı.
Karanlığın üstüne güneş gibi doğduk kimi zaman,
Kimi zaman boğulduk karanlıkta…
Yine de kaybetmedik birbirimizi;
Ayırmadık hiç ellerimizi.
Seninle biz hep vardık… Hep varız…
Her şey değişti on yılda…
Sadece sevdan değişmedi sevdiğim.
Çok ağır bedeller ödedim… Sevdamız değerdi.
Seninle biz hala yan yanayız… Alışkanlık mıyız?
Değiliz değil mi? Sevgilim…
Bir çocuk gülüyor kalbimde,
Biz çok… ÂŞIK iki masal kahramanıyız.
Bazen anlaşılır olmadık…
Gökyüzünden yıldızlar tek tek düştü,
Renkler birbirine karıştı,
Dağıldı tüm resimdekiler…
Mecnunum…
Ben, Leyla’n
Sana öyle hayranım ki…
Bütün renkleri ayırabilirim birbirinden,
Gökyüzüne gönderirim yeniden yıldızları…
Hiçbir yüz güzel olmadı senin yüzünden,
Bu resim ikimizin sevdiğim.
Ve bu resim bir tek sana yakıştı… Sevdiğim…
Emeğimsin sen benim…
Ellerin.. avuçların… avuçlarım…
Derdimin dermanı sensin… Efendim… Beyim…
İçime sindirdiğim…
Hayal ettik evimizin, yuvamızın haritasını,
Dindirdik yıllar süren ayrılıklarımızın acısını…
Bütünleştik her yönden…
Yaşadık sevinçlerimizi içimizden geldiğince.
Büyüdük… Kıskançlığım oldun…
Dudağımdaki ıslak öpücük oldun…
Kadınlığım…
Tutkumsun…
Ne zaman tutuldum ben sana?
Sana tutulduğumun üzerinden çok zaman geçti,
Hiç eskimeyen, hiç eksilmeyen bir sevgin var içimde…
Sana on yıldır… İlk günkü heyecanla geldim…
Sevdikçe sevesim geliyor seni…
Niceydi gülüşün…
Öyle sınırsız… Öyle derin…
Yetmedi bunca yıl, sana doymaya…
Şefkatinle, Şiddetinle… Sevdamızın kavgası sürsün bir ömür.
Yaşlılığım…
Yaşanmışlığım ol.
Beni sev, koru ve sadık kal.
Bu dünyadaki cennetimsin sen benim.
Gözlerinde bir çocuk oturuyor…
Bir çocuk gülüyor kalbimde…
Uzak bir ışık yanar gözlerinde,
İşte ben orda kuruyacağım.
Seni ömrümün sonuna kadar seveceğim.
Nice Senelere,
Nefesim,
29.10.2007
24 Ekim 2017 Salı
Benim bir Kızım olacak...
Kızım,
Beren'im Elif' im ...Ay yüzlüm...
Senin ışığınla yeniden filizleneceğiz.
Seni bekledik.. Seni istedik..
Sanaymış bütün bu yolculuğumuz..
Ben hep dedim.. ' benim bir kızım olacak'
Baban... çok istedi .. çok bekledi seni...
Bize ilk ellerini gösterdin..
O minicik avuç içlerinde hayat bulduk biz annem..
Sana bakmak mucizeyi anlamakmış..
Mucizem... Güneşim..
Adın Elif olacak...
Elif gibi dimdik dur diye...
Adın Beren olacak...
Güçlü, kuvvetli, akıllı ol diye..
Çünkü bu hayatta kadın olmak en zor olan annem...
Şu an vakit sabah.. Dışarıda usul usul yağmur yağıyor...
Yüreğim serinliyor..
Karnımda ki minicik tekmelerin.. içimi sevinç çığlıklarıyla dolduruyor...
Sende babana benzeyeceksin... ve bundan hiç şikayetçi olmayacağım...
Çünkü ben babana çok Aşığım..
Bir ağabey'in var.. Adı Kerem.. Ahmet Kerem..
Seni sabırsızlıkla bekliyor..
'Karlar yağdığında kardeşim gelecek' diyor.
Seni öpüyor.. Sana hediyeler alıyor. Seninle sohbet ediyor..
Çok seveceksiniz birbirinizi.. Siz iki Can' sınız.
Benim iki Canımm..
Kokun şimdiden burnumda.. az kaldı kavuşmamıza...
Hasretle bekliyoruz seni...
Kızım... Elif Beren'im...
Annen..
24.Ekim.2017
7 Eylül 2017 Perşembe
HER YAŞTA GÜZELİM AZİZİM
Hoşgeldin yeni yaşım😋😋😋😋 Bugün bir yaş daha alıyorum. Bir yaş daha ömrümden bana veda ediyor. Uğurluyorum onu. Ruhum ve bedenim yeniliklere geleceğe güzelliklere gebe.. Ben 32 senemi kendimden menmun kapatıyorum. Kendimi seviyorum her halimle.. füsunum işte ben.
Sevenlerim var benim.. ailem, dostlarım, arkadaşlarım var.. Hala deli dolu o çılgın Füsun muyum bilmiyorum. Ruhumda değişiyor yaş aldıkça.. Ben bir trene binip rastgele defolup gitme yaşımı geçtim mesela.. 😉 kök saldım ben.. bir ailem var. Oğlum var sevgime muhtaç. Kocam var ilgi bekleyen ve merhaba diyeceğim bir kızım olacak nasipse.
Düşünüyorum... geçmişimi geleceğimi... Bu yaz durdum, dinlendim.. güneşler geçti üzerimden, yağmurlar, rüzgarlar geçti.. Kara kara bulutlar gelip durmuştu başımda derken onlarda geçti.. bekledim.. günler geçti... bir başıma oturup düşündüğüm balkondan serin sessiz yaz akşamları geçti. Acılar geçti... Duruldum..
Yüreği yumuşak tutmalı her zaman insan. kurumuş olan kırılır ancak. Ağrılar geçti...
Çoğaldım.bir bebek gülümsemesi bitirecek tüm hüzünleri..
Komşularım aradı. Başının ağrısı nasıl oldu? Yemek getirdim evde yoktun diye. Ümitsizliğim geçti. Sarıldım. Ailenin beraberliğin koşulsuz sevginin gücüne hastalıklar geçti.
Her şey sevgiden ibaretti. Çünkü dünya sevgi üzerine kuruluydu.
Yine de eliyordum her sene çevremdeki insanları. sadeleşmeyi sevmeye başlamıştım. Sırtımda yük etmiyordum hadsizleri.
Kavgalarım oluyor. Küskünlüklerim oluyor. Hepsi çok sevdiğimden.. Çoooook sevdiğimden.
Sevmesem küsüp darılmam ki..
Kavgalarım olacak yine tüm sevdiklerimle.. ben kalbimi hep çıkartıp masaya koydum. Kaçak dövüşmedim. Net olmayı sevdim. Dobralığımı sevdim. Hain olmadım. Kimsenin sırtından iş çevirmedim. Uzun vadede hep kazandım. Hep şükrettim. Güzel şeyler olacağına dair olan inancımı hiç yitirmedim.
Ağaçlar gibi döktüm kuru yapraklarimi, yenilendim tazelendim. Yeni köklenmiş bir fide gibi berrak, umutlu ve huzurlu şimdi zihnim.
Yeni yaşım hoşgeldin.
Hayal kırıklıklarım, kırgınlıkların eskisinden daha çok canımı yakıyor. Duyduğum her çocuk ağlaması yüreğimi yakıyor. Anne olmak her yaşta zor azizim. Fakat anne olmak her yaşta çok güzel azizim.
31 Temmuz 2016 Pazar
Herkesin mutlu olmak için başka yolları varmış…
Kendi yolumu sana çizdiğimde anladım…
Bir tek yaşanılarak öğrenilirmiş hayat…
Dinleyerek değil…
Anlattıklarımı neden anlamadığını anladım…
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış…
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğumu anladım…
Acıya doğru ulaştığında… göz yaşı gelmezmiş gözlerden
Canım çok acıdığında
Neden hiç ağlamadığımı anladım…
Ağlayanı güldürebilmekmiş mesele…
Gözyaşımı kahkahaya çeviremediğinde anladım…
Bir insanı herhangi biri kırabilir
Ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş….
Çok acıttığında anladım..
Yalan söylememek değil…
Gerçeği gizlememekmiş marifet…
Yüreğini elime koyduğunda anladım….
‘SANA İHTİYACIM VAR, GEL!’ diyebilmekmiş güçlü olmak…
Bana ‘GİDİYORUM’ dediğinde anladım…
Biri sana ‘KAL’ dediğinde….
‘GELMEK İSTİYORUM’ diyebilmekmiş sevmek…
Kal dediğinde, kaldığımda anladım…
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş
Her gittiğinde zırıl zırıl ağlayan…
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım…
Özür dilemek değil,
‘Affet beni’ diye haykırmak istemekmiş pişman olmak
Gerçekten pişman geri geldiğinde anladım…
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş..
Sevgi dolu yüreklerde gurur olmazmış
Yüreğinde sevgi bulduğumda anladım…
Ölürcesine isteyen beklemez…
Sadece UMUT edermiş gelmesini…
Bana geri geldiğinde anladım….
Sevgi EMEKMİŞ….
EMEK ise VAZGEÇMEYECEK kadar
Ama ÖZGÜR bırakacak kadar SEVMEKMİŞ…..
Bugüne kadar sana anlattım yazdım.. okudum…
Bugüne kadar anlamadın..
Bugünde anlamayacaksın…
Ama biliyorum bir gün anlayacağını…
30.06.2008
Füsun Gülten
Nefesine…
füsun gülten
7 Haziran 2016 Salı
seviyorum seni gizlice.. sessizce.. çığlık çığlığa..
seviyorum seni delice.. çaresizce.. sevinçle.. hüzünle..
seviyorum seni neşeyle..sabırla..öfkeyle..umutla..
seviyorum seni içtenlikle.. tüm kalbimle.. samimiyetle..
seviyorum seni cesaretle.. korkarak.. inanarak.. ruhuma kazıyarak..
seviyorum seni tükenerek.. azalarak.. ama çoğalarak
seviyorum seni çocukça.. masumca.. arsızca.. dostça.. hayranlıkla..
seviyorum işte konuşturma.!!
07 haziran 2008 – 07 haziran 2011 Nişanımızın 3. Yaşı mübarek olsun aşkımmm…
Seviyorum seni…
29 Kasım 2015 Pazar
8 Mart 2012 Perşembe
Kadın Olmak,...
6 Mart 2012 Salı
Sevdiğin Kadar Sevilirsin...
Zalimce bize yapılanlar, bize olanlar, uğradığımız haksızlıklar, başımıza gelenler...
Hal böyle olunca...
Herkese herşeye öfke biriktirmeye başlıyor insan... Kalbi kirleniyor... Aynadaki yüzü değişiyor.
Farklılaşıyor, ötekileşiyor...
Kendinden uzaklaşıyor... ve eğer kısa zamanda fark etmezse bunu kendine bir daha geri dönemiyor...
Ben kendimi kaybetmemeye çalışıyorum...
Savaşıyorum...
Kendimle mücadele ediyorum...
Kendimle konuşurken tesadüf Can Yücel'in bu şiirini okudum...
Okuyunca hafifledim sanki...
Bu cümle çarptı beni...
'Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü.. '
Hayat bizi farklılaştırıyor... önüne geçemiyoruz bunun ama mücadeleden vazgeçmemiz lazım.
Bu şiir bana iyi geldi umarım size de iyi gelir.
Sevmekten vazgeçmeyin:)
HERŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsınKanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can YÜCEL
Alıntıdır.
21 Şubat 2012 Salı
hiç yorulmadan... hiç nefes almadan... dinlenmeden...
bizde koşuyoruz, farkında olmadan, olamadan
çok uzun aralıklarla çok kısa molalar veriyoruz..
nerdeyim ben demek için... nereye gidiyorum ben demek için...
ama sorularımızı cevaplayamadan koşmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz....
şu an o kısa molalarımdan birindeyim.. ve biliyorum ki sadece sorularımı soracağım... ve biliyorum ki cevaplayamayacağım...
hayatımın dönüm noktalarından birindeyim... Hamileyim... Bir Oğlum Olacak... Adı Kerem:)
benim bir oğlum olacak da.. ben anne olabilecek miyim? cvp: bilmiyorum...yok..
daha dün okullu olmuştum. sınıfları doldurmuştum... Egemen Apartmanında geçen çocukluğum... Ortada sıçan oynayışlarımız.. deliliklerimiz... kavgalarımız... Sonra Saruhan apartmanına geçişimizle birlikte benimde ergenliğe geçişim... akabinde kocama aşık oluşum... bakışmalarımız.. çocuktuk biz daha... okullar ne zaman bitti. (hep bitsin istedik oysa..) sevdik.. evlendik... hayatınız değişecek dediler inanmadım. nitekim değişmedi bizim hayatımız... Ben aynı bendim , Ahmet aynı Ahmet.. Sadece birimiz Karısı olmuştuk diğerimiz Kocası...
ve hep birlikteydik.. hayat çok güzeldi...
eminim bundan sonrası da güzel olacak... ama çok zor olacak...
mutluyum ama bir o kadar korkuluyum... heyecanlıyım ama bir o kadar ürperiyorum...
sabırsızlanıyorum ona kavuşmak için ama ona yetebilecek miyim?
Sadece Anne ve Baba olmayacağız... bir miilyon tane daha sıfatımız olacak.. ayırdına vardığımız ve varamadığımız..
Şimdiye kadar geçen zaman su gibiydi... Bebeğimiz doğduktan sonra eminim... Işık hızıyla ilerleyecek zaman... ben buraya gelip yazabilecek miyim? böyle sorular sorabilecek miyim? yoksa herşeyin üstesinden gelmiş.. maceralarımızımı anlatıyor mu olacağım... hiç bilmiyorum. Öngöremiyorum...
bebeğimin kıpırtılarını hissetmek çok müthiş bir duygu.. içimde o...
hiç görmediğin bir şeyi özlemek.. beklemek.. heyecanlanmak.. onun için kaygılanmak...bunlar annelik duygularımı:) annemi oluyorumm ne :)
iyi bir anne olmak istiyorum. Ahmet iyi bir baba olsun istiyorum.
Çok mutlu bir aile olalım istiyorum.. sevgi dolu olsun her adımımız....
Molam bitti... Hadi Baş Baş...
Füsun Gülten Eralp
16 Şubat 2012 Perşembe
Benim Bir Oğlum Olacak..
Babasına benzeyecek...
Gözleri kocaman olacak... parıl parıl ışıldayacak...
Gamzesi olacak... gülümsemesi karşısındakinin içini aydınlatacak...
Benim bir oğlum olacak....
Adı Kerem olacak...
Adı gibi asil, soylu, cömert olacak...
Annesinin ilk göz ağrısı olacak...
Cennet kokusunu ilk o tattıracak...
Benim bir oğlum olacak...
Bir yaz günü gelecek bana...
Sıcak... sımsıcak.. bembeyaz olacak...
Şefkatli, merhametli....
Ama bir o kadar asi, inatçı ve deli dolu olacak...
Şimdi içimde kıpırtıların...
Bana ilk dokunuşların... İçimde sonsuz heyecan ve bekleyiş...
Babanla sana olan sabırsızlığımız... özleyişimiz..özlemimiz...
Babasına aşık olduğum gibi... Aşık olacağım yavruma...
Bizim ailemizi tamamlayacak...
Bütünlüğümüzü sarsılmaz kılacak....
Benim bir oğlum olacak...
Yüreği sevgi, Kalbi umut dolu olacak...
Yumuk yumuk elleri...
Elleri ellerimizi tutacak, küçücük kolları bizi kocaman saracak....
İçimizi sonsuz huzurla kaplayacak...
Yüreğimin büyüklüğü ile sarıp sarmalayacağım...
Ninniler söyleyip... Masallar anlatacağım...
Rüyalardan uyandığında hep yanında olacağım...
Benim bir oğlum olacak...
Canımdan can, Kanımdan kan...
Babası gibi olacak...
Adı Kerem olacak...
Annen...
14 Şubat 2012 Salı
Sevgililer gününüz kutlu olsun..
Erkek kendini işe verir. “Ailesi için para kazanan fedakar baba” rolüne girer ve çocuklar babaya hasret büyür. Babadan babalık görmeyen, anne tarafında sürekli denetlenen ve kullanılan çocuklar duygusal olgunluğa erişemezler; onlar da kendi anne ve babaları gibi birbirlerini bir ‘şey’ için araç olarak kullanan evlilikler kurarlar ve bu hastalıklı durum kuşaktan kuşağa aktarılır gider.
8 Şubat 2012 Çarşamba
Madurodam'a Hoşgeldiniz! - Hollanda - Den haag Şehri!
Çok yoğun bir gün sonrası...
Arkadaşlarımın istekleri üzerine Hollanda gezimdeki ayrıntıları ve fotografları paylaşmaya devam edeceğim...
Bugün Den Haag şehrinde ki Madurodam' anlatacağım. Yani bizim bildiğimiz değişle Minyatürk..
Ben İstanbul'a gittiğimde Minyatürk'e gireceğimiz gün şirketten arayıp iznimi yarıda kestikleri :(:( için o gün, o gezimizi yapamamıştık. Minyatürkten önce Maduradam'ı görmek varmış nasipte.:)
Hollanda daki herşeyi, önemli, önemsiz, büyük, küçük demeden en ince ayrıntısına kadar yapmışlar.... oldukça gerçekçi ve büyüleyiciydi.
Çoğu şeyi hareketli yapmışlar, ve bunları harekete geçirmek için 10 cent atmak gerekiyor kumbaraya:)
hareketli, gerçek şehir....
Yeni Amsterdam Havaalanı Schiphol’da uçaklar harekete geçiyor ve yemek tedarik araçları gelip gidiyor. Yel değirmenleri dönüyor, gezinti tekneleri kanallardan gidiyor ve trenler dünyanın en büyük minyatür demir yolları üzerinden bir şehri tamamen dolaşıyorlar:)
Kısa bir tarihi bilgi vereyim. Madurodam, bir savaş anıtı olarakda anılmakta çünkü Dachau toplama kampında 9 Şubat 1945 yılında ölen direnişçi George Maduro'nun anısına ailesinin bağışı ile1952 yılında açılmıştır.
2 Temmuz 1952'de genç bir prenses olan Beatrix Madurodam'a başkan olarak atanmıştır. Beatrix kraliçe seçildikten sonra yönetim şekline bir değişiklik getirmiştir. Bugün Madurodam, bölgede bulunan okullardan seçilmiş ve seçimle gelen 25 genç üye tarafından yönetilmektedir.
Her sene yeni bir maket ekleniyormuş. Şu anda sanırım 198 tane yerin maketi var..
http://madurodam.com/
6 Şubat 2012 Pazartesi
Splashtours (Suda Yüzen Otobüs)- Hollanda Rotterdam
Bugün de Rotterdam daki Splash Bus maceramızı anlatacağım.
Bu bir otobüs.. 1 saatlik bir tur, yarım saat karada Rotterdam'ın önemli yerlerinin önünden geçiyor bu sırada da gördüklerimizin ne olduğunu bir bant anlatıyor. Karada ki gezi tamamlandıktan sonra otobüs suya giriyor ve kanalda gezmeye başlıyor. Değişik bir şeydi. Bu otobüsü yapmak için 6 sene uğraşmışlar ve tam 26 tane ruhsat almışlar, hem kara hem deniz şartlarına uygunluğu için... İnternet adresi: www. splashtours.nl buradan daha ayrıntılı bakabilirsiniz.
Not: Bu gezi detaylarını daha önce hazırlamıştım fakat size daha sonra anlatacağım sebebimden ötürü uzun bir ara vermek zorunda kaldım. Neyse kaldığım yerden devam ediyorum...:)
25 Ekim 2011 Salı
Acılar Paylaştıkça AZALIYOR……AMA
21 Ekim 2011 Cuma
Biz ezelden beri hür yaşadık, hür yaşarız hangi çılgın bize zincir vuracakmış? Şaşarım!
Arkadaş yurduma alçakları uğratma sakınn...
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal....
Hakkıdır hakk'a tapan milletimin istiklal!
Terör ve Şehitlerimiz
Ben sadece şu cümleyi silemiyorum hafızamdan dönüp duruyor kafamda ... gözyaşlarım süzülüyor....
Şehit Onbaşı Mesut Kazanç’ın, Facebook’taki sayfasına annesine yazdığı "Eskiden düşerken dizim yaralanır acı çekerken ‘Dur öpeyim de geçsin yavrum’ derdin anne. Şimdi ise kalbim çok ağrıyor öp de geçsin anne" .......
İçim parçalanıyor.... içim yanıyor... öpde geçsin anne.....
Allahtan geride kalanlara sabırlar diliyorum.

14 Ekim 2011 Cuma
Hollanda Macerası- Dungeons
Fotograflar eşliğinde anlatmaya çalışacağım yaşadıklarımızı....
İlk fotograf, bakan herkesin tesirinde kaldığı haftalarca güldüğü bir fotograf olacak. (Tecrübeyle sabit...)
The Amsterdam Dungeon diye bir yere gittik. İnternet adresini veriyorum. Yolu düşen olursa önceden biletini alabilir. http://www.the-dungeons.nl/amsterdam/nl/index.htm . Burada çok güzel bir tiyatro sergilediler. Lakin bizim bildiğimiz tiyatro gibi değildi. Değişik bir konsepti var. Korku ve adrenalin üzerine kurulu. Odadan odaya geçiyorsun... Her yer zifiri karanlık...fakat yanımızda Hollandaca ve İngilizce bilen Dayım ve Ferhan olmasaydı hiç zevk alamaz ve eğlenemezdik.. Onlar bize tercüman oldular, sağolsunlar. İlk kapıdan içeriye girerken zebani kılıklı adamın 'Umarım Ölürsünüz' demesini asla unutamayacağım.:):) tabi birde eşimin ölüm sandalyesine oturtulup... Kardeşim Gül'ün cadı olarak yargılanmasını, ve benim elime verdikleri kovanın içinde sonradan tuvaletlerini yaptıklarını kova olduğunu söylemelerini de unutmak mümkün değil:) Tüm bu konseptin sonunda 6 kişilik bir radara bindirdiler bizi (zifiri karanlık).... uzun soluklu korku dolu saatlerin sonunda... bunda da bir numara vardır diye...hepimizin hali bir başka hal almışş... işte o fotograf..... ikinci fotografı ise girişte çektiler...:) çok eğlendik....





