Hayat... Zaman... nasılda koşuyor...
hiç yorulmadan... hiç nefes almadan... dinlenmeden...
bizde koşuyoruz, farkında olmadan, olamadan
çok uzun aralıklarla çok kısa molalar veriyoruz..
nerdeyim ben demek için... nereye gidiyorum ben demek için...
ama sorularımızı cevaplayamadan koşmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz....
şu an o kısa molalarımdan birindeyim.. ve biliyorum ki sadece sorularımı soracağım... ve biliyorum ki cevaplayamayacağım...
hayatımın dönüm noktalarından birindeyim... Hamileyim... Bir Oğlum Olacak... Adı Kerem:)
benim bir oğlum olacak da.. ben anne olabilecek miyim? cvp: bilmiyorum...yok..
daha dün okullu olmuştum. sınıfları doldurmuştum... Egemen Apartmanında geçen çocukluğum... Ortada sıçan oynayışlarımız.. deliliklerimiz... kavgalarımız... Sonra Saruhan apartmanına geçişimizle birlikte benimde ergenliğe geçişim... akabinde kocama aşık oluşum... bakışmalarımız.. çocuktuk biz daha... okullar ne zaman bitti. (hep bitsin istedik oysa..) sevdik.. evlendik... hayatınız değişecek dediler inanmadım. nitekim değişmedi bizim hayatımız... Ben aynı bendim , Ahmet aynı Ahmet.. Sadece birimiz Karısı olmuştuk diğerimiz Kocası...
ve hep birlikteydik.. hayat çok güzeldi...
eminim bundan sonrası da güzel olacak... ama çok zor olacak...
mutluyum ama bir o kadar korkuluyum... heyecanlıyım ama bir o kadar ürperiyorum...
sabırsızlanıyorum ona kavuşmak için ama ona yetebilecek miyim?
Sadece Anne ve Baba olmayacağız... bir miilyon tane daha sıfatımız olacak.. ayırdına vardığımız ve varamadığımız..
Şimdiye kadar geçen zaman su gibiydi... Bebeğimiz doğduktan sonra eminim... Işık hızıyla ilerleyecek zaman... ben buraya gelip yazabilecek miyim? böyle sorular sorabilecek miyim? yoksa herşeyin üstesinden gelmiş.. maceralarımızımı anlatıyor mu olacağım... hiç bilmiyorum. Öngöremiyorum...
bebeğimin kıpırtılarını hissetmek çok müthiş bir duygu.. içimde o...
hiç görmediğin bir şeyi özlemek.. beklemek.. heyecanlanmak.. onun için kaygılanmak...bunlar annelik duygularımı:) annemi oluyorumm ne :)
iyi bir anne olmak istiyorum. Ahmet iyi bir baba olsun istiyorum.
Çok mutlu bir aile olalım istiyorum.. sevgi dolu olsun her adımımız....
Molam bitti... Hadi Baş Baş...
Füsun Gülten Eralp
Seyrettiğim, yazdığım, okuduğum, oynadığım, ödül aldığım, yeniden seyrettiğim... işte bu benim hayatım...
En çok Merak Edilenler
-
Herkese Merhaba, Bugün de Rotterdam daki Splash Bus maceramızı anlatacağım. Bu bir otobüs.. 1 saatlik bir tur, yarım saat karada Rotterda...
-
BİR BOŞANMA HİKAYESİ Ahhhh ahhh ahhh bir ah ettimmm kii..... Yıllarca şu his ile yaşadım. Oda geniş ama sığamıyorsun… kapı açık ...
-
Benim bir oğlum olacak... Babasına benzeyecek... Gözleri kocaman olacak... parıl parıl ışıldayacak... Gamzesi olacak... gülümsemesi karşı...
21 Şubat 2012 Salı
16 Şubat 2012 Perşembe
Benim Bir Oğlum Olacak..
Benim bir oğlum olacak...
Babasına benzeyecek...
Gözleri kocaman olacak... parıl parıl ışıldayacak...
Gamzesi olacak... gülümsemesi karşısındakinin içini aydınlatacak...
Benim bir oğlum olacak....
Adı Kerem olacak...
Adı gibi asil, soylu, cömert olacak...
Annesinin ilk göz ağrısı olacak...
Cennet kokusunu ilk o tattıracak...
Benim bir oğlum olacak...
Bir yaz günü gelecek bana...
Sıcak... sımsıcak.. bembeyaz olacak...
Şefkatli, merhametli....
Ama bir o kadar asi, inatçı ve deli dolu olacak...
Şimdi içimde kıpırtıların...
Bana ilk dokunuşların... İçimde sonsuz heyecan ve bekleyiş...
Babanla sana olan sabırsızlığımız... özleyişimiz..özlemimiz...
Babasına aşık olduğum gibi... Aşık olacağım yavruma...
Bizim ailemizi tamamlayacak...
Bütünlüğümüzü sarsılmaz kılacak....
Benim bir oğlum olacak...
Yüreği sevgi, Kalbi umut dolu olacak...
Yumuk yumuk elleri...
Elleri ellerimizi tutacak, küçücük kolları bizi kocaman saracak....
İçimizi sonsuz huzurla kaplayacak...
Yüreğimin büyüklüğü ile sarıp sarmalayacağım...
Ninniler söyleyip... Masallar anlatacağım...
Rüyalardan uyandığında hep yanında olacağım...
Benim bir oğlum olacak...
Canımdan can, Kanımdan kan...
Babası gibi olacak...
Adı Kerem olacak...
Annen...
Babasına benzeyecek...
Gözleri kocaman olacak... parıl parıl ışıldayacak...
Gamzesi olacak... gülümsemesi karşısındakinin içini aydınlatacak...
Benim bir oğlum olacak....
Adı Kerem olacak...
Adı gibi asil, soylu, cömert olacak...
Annesinin ilk göz ağrısı olacak...
Cennet kokusunu ilk o tattıracak...
Benim bir oğlum olacak...
Bir yaz günü gelecek bana...
Sıcak... sımsıcak.. bembeyaz olacak...
Şefkatli, merhametli....
Ama bir o kadar asi, inatçı ve deli dolu olacak...
Şimdi içimde kıpırtıların...
Bana ilk dokunuşların... İçimde sonsuz heyecan ve bekleyiş...
Babanla sana olan sabırsızlığımız... özleyişimiz..özlemimiz...
Babasına aşık olduğum gibi... Aşık olacağım yavruma...
Bizim ailemizi tamamlayacak...
Bütünlüğümüzü sarsılmaz kılacak....
Benim bir oğlum olacak...
Yüreği sevgi, Kalbi umut dolu olacak...
Yumuk yumuk elleri...
Elleri ellerimizi tutacak, küçücük kolları bizi kocaman saracak....
İçimizi sonsuz huzurla kaplayacak...
Yüreğimin büyüklüğü ile sarıp sarmalayacağım...
Ninniler söyleyip... Masallar anlatacağım...
Rüyalardan uyandığında hep yanında olacağım...
Benim bir oğlum olacak...
Canımdan can, Kanımdan kan...
Babası gibi olacak...
Adı Kerem olacak...
Annen...
2012
14 Şubat 2012 Salı
Sevgililer gününüz kutlu olsun..
Değişmek ve Değiştirmek ( 1 )
Doğan Cüceloğlu
Değişmek kimsenin hoşuna gitmez; çünkü kolay değildir.
Seminerlerimde, konferanslarımda, “Değişmek hoşunuza gider mi?” diye sorduğumda, çoğu kere hiç kimse el kaldırmaz.
Aynı gruba, “Bazı yönlerini değiştirmek istediğiniz biri var mı?” diye sorunca yüzlerce el kalkar.
Sorunlarını paylaşmak için benimle konuşanların hemen hemen hepsi, değiştirmek istedikleri çocuklarından, anne ve babalarından –özellikle kayınvalidelerinden, abla veya ağabeylerinden, amcalarından, dayılarından, komşularından, tabii ki en çok eşlerinden söz ederler.
Kendini değiştirmek için benden akıl isteyen hemen hemen hiç olmaz.
Yeni Tanıştığımız Hoşumuza Giden Kişi
Eşler yeni tanıştıklarında birbirlerinden hoşlanırlar ve birbirlerini değiştirmekten hiç söz etmezler. Karşısındakinin hoşuna gitmeyen yönleri olsa bile, yokmuş gibi davranır.
Flörtümüz, doğa gezilerini çok severim, derse, biz de sevdiğimizi söyleriz. Aslında hiç doğa gezisi yapmamışızdır, hatta bu tür gezilere pek istek duymayız, ama onun hoşuna gitmek için öyle söyleriz.
Hiç yemek yapmasını bilmem, derse, önemli değil, zaten ben dışarıda yemeyi daha çok severim, deyiveririz. Aslında, dışarıda yemekten sıkılmışızdır ve evin rahatlığını özlemişizdir.
Erkek futbol maçıyla ilgilendiği için kızda ilgilenirmiş gibi görünür.
Sporla, sanatla, operayla, tiyatroyla ilgili bol bol konuşuruz ve biz de sanat ve müziği çok sevdiğimizi söyleriz.
Böyle başlayan ilişkiler evliliğe kadar gider ve çoğu kez eşlerden biri veya her ikisi, hele bir evlenelim, ben onu daha sonra değiştiririm, düşüncesindedir.
Burada iki soru akla geliyor:1- Neden böyle yapıyorlar? Ve 2- Böyle başlayan evliliklere daha sonra ne oluyor?
Neden Böyle Yapıyorlar?
Bilinçsizlikten böyle yapıyorlar.
Hangi konuda bilinçsizler?
Birçok konuda bilinçsizler:
- Evliliğin ne denli önemli ve ciddi bir ilişki olduğunu, o nedenle dürüst temeller üzerine kurulması gerektiği konusunda bilinçsizler;
- Kendisi istemedikçe, insanları değiştirmenin olanaksız olduğu konusunda bilinçsizler;
- Yalan üstüne kurulmuş bir ilişki içinde kişinin kendi özüne yabancılaşacağı konusunda bilinçsizler;
- Kendi özüne yabancılaşmış bir insanın anlamlı, coşkulu ve güçlü bir yaşamı olamayacağı konusunda bilinçsizler;
- Yaşamın anlamlı, coşkulu ve güçlü olmasını amaç edinmeyip, yaşamı mevki, para, mal, mülk ve şöhretin aracı kılmanın yaşamın özüne ters düştüğü konusunda bilinçsizler.
Bu liste daha uzayabilir, ama yukarıda saydıklarım üzerinde düşünülmesi gereken önemli boyutları kapsıyor.
Daha Sonra Ne Oluyor?
Bir insanı daha sonra değiştiririm düşüncesiyle kurulan evliliklerde eşler, evlendiği kişinin özüyle değil, kendisine getireceği ‘şey’le ilgilenir. Bu ‘şey’ mal, mülk, sosyal statü, mevki ve benzeri olabilir.
Evlendiğim kişi elde etmek istediğim ‘şey’in aracıdır.
Evlendiğim kişinin benim yaşamımdaki anlamı yaşamıma getirdiği ‘şey’den daha fazla olamaz.
Böylece eşler birbirlerini elde etmek istedikleri ‘şey’lerin aracı olarak görürler ve bu evlilikten istedikleri eşini işine yarayacak araç haline getirmektir.
İşine yarayacak araç haline getirmek için eşinin değişmesini ister.
Bu tür evliliklerde yüzler dost görünürken özler birbirine düşman olmaya başlar.
Evliliği sürdürmek isteyen eş, kendisinin araç olarak kullanılmasına rıza göstermeye başlayınca, kendi özüne yabancılaşır. Kendi özüne niçin yabancılaştığını içi bilir; daha doğrusu sezer. Kendisini araç olarak kullanan eşine içten içe müthiş bir öfke ve kin duyar. O nedenle bu tür evliliklerde yüzler dost ama özler birbirine düşmandır.
Bu tür evliliklerde oluşan yakın düşmanları değişik sosyal ortamlarda gözlemek mümkündür; otuz yıl evlidirler ve o lokantada oturdukları bir saat içinde birbirlerine söyleyecek hiç bir şeyleri yoktur. İkisinin de suratı asık boşluğa bakar dururlar.
Kadın kendini çocuklara verir ve onları denetlemek ve yaşamın bütün anlamını onlarla ilişkisinden çıkarmak için çocuklarının bağımsız kendine güveni olan insanlar olarak yetişmesine olanak yaratamaz. Bu tür annelerin çocukları ana bağımlı olmaktan kurtulamazlarsa kendi evliliklerinde mutluluğu bulamazlar. Anne çocuklarının evliliğine sürekli burnunu sokar ve onlara rahat vermez.
Erkek kendini işe verir. “Ailesi için para kazanan fedakar baba” rolüne girer ve çocuklar babaya hasret büyür. Babadan babalık görmeyen, anne tarafında sürekli denetlenen ve kullanılan çocuklar duygusal olgunluğa erişemezler; onlar da kendi anne ve babaları gibi birbirlerini bir ‘şey’ için araç olarak kullanan evlilikler kurarlar ve bu hastalıklı durum kuşaktan kuşağa aktarılır gider.
Erkek kendini işe verir. “Ailesi için para kazanan fedakar baba” rolüne girer ve çocuklar babaya hasret büyür. Babadan babalık görmeyen, anne tarafında sürekli denetlenen ve kullanılan çocuklar duygusal olgunluğa erişemezler; onlar da kendi anne ve babaları gibi birbirlerini bir ‘şey’ için araç olarak kullanan evlilikler kurarlar ve bu hastalıklı durum kuşaktan kuşağa aktarılır gider.
İnsanların Sahibi Değiliz
Hayatlarını kolaylaştırmak için insanlar birçok şeyi değiştirir. Koltuk takımının yüzünü, evinin boyasını, arabasını, televizyonunu, tabağını, masasını, mutfağını değiştirir.
Neden bu değişiklikleri yapmak ister?
Hayatını kolaylaştırmak ve istediklerini elde etmek için.
İnsanlar bir diğerinin huyunu, suyunu aynı nedenden değiştirmek ister. Kadın hayatını kolaylaştırmak ve kendi istediğini elde etmek için kocasının huyunu suyunu ve davranışını değiştirmek ister; erkek de kendi istediklerini elde etmek için karısını değiştirmek ister.
Burada gözden kaçırılan en önemli nokta şudur: sahip olduğumuz eşyaları istediğimiz zaman değiştirebiliriz. Hiçbir koltuk takımı, masa ya da mutfak, beni niçin değiştiriyorsun, diye itiraz etmez ve direnç göstermez. Ama insanların sahibi değiliz.
İnsanların değişmesi için insanın bizzat kendisinin değişmeyi istemesi ve bu zahmetli uzun süreçte ısrarla işin peşini bırakmaması gerekir.
Bir insanın kendini değiştirmesi, çok istese ve kendini bu değişime yüzde yüz adasa bile, çok zahmetli ve zor bir süreçtir.
Değişmenin zahmetli ve zor bir süreç olduğunun farkında olmak yetişkin olgun biri olmanın önemli adımlarından birini oluşturur.
8 Şubat 2012 Çarşamba
Madurodam'a Hoşgeldiniz! - Hollanda - Den haag Şehri!
Selamlar, herkeslere....
Çok yoğun bir gün sonrası...
Arkadaşlarımın istekleri üzerine Hollanda gezimdeki ayrıntıları ve fotografları paylaşmaya devam edeceğim...
Bugün Den Haag şehrinde ki Madurodam' anlatacağım. Yani bizim bildiğimiz değişle Minyatürk..
Ben İstanbul'a gittiğimde Minyatürk'e gireceğimiz gün şirketten arayıp iznimi yarıda kestikleri :(:( için o gün, o gezimizi yapamamıştık. Minyatürkten önce Maduradam'ı görmek varmış nasipte.:)
Hollanda daki herşeyi, önemli, önemsiz, büyük, küçük demeden en ince ayrıntısına kadar yapmışlar.... oldukça gerçekçi ve büyüleyiciydi.
Çoğu şeyi hareketli yapmışlar, ve bunları harekete geçirmek için 10 cent atmak gerekiyor kumbaraya:)
hareketli, gerçek şehir....
Yeni Amsterdam Havaalanı Schiphol’da uçaklar harekete geçiyor ve yemek tedarik araçları gelip gidiyor. Yel değirmenleri dönüyor, gezinti tekneleri kanallardan gidiyor ve trenler dünyanın en büyük minyatür demir yolları üzerinden bir şehri tamamen dolaşıyorlar:)
Kısa bir tarihi bilgi vereyim. Madurodam, bir savaş anıtı olarakda anılmakta çünkü Dachau toplama kampında 9 Şubat 1945 yılında ölen direnişçi George Maduro'nun anısına ailesinin bağışı ile1952 yılında açılmıştır.
2 Temmuz 1952'de genç bir prenses olan Beatrix Madurodam'a başkan olarak atanmıştır. Beatrix kraliçe seçildikten sonra yönetim şekline bir değişiklik getirmiştir. Bugün Madurodam, bölgede bulunan okullardan seçilmiş ve seçimle gelen 25 genç üye tarafından yönetilmektedir.
Her sene yeni bir maket ekleniyormuş. Şu anda sanırım 198 tane yerin maketi var..
http://madurodam.com/
Çok yoğun bir gün sonrası...
Arkadaşlarımın istekleri üzerine Hollanda gezimdeki ayrıntıları ve fotografları paylaşmaya devam edeceğim...
Bugün Den Haag şehrinde ki Madurodam' anlatacağım. Yani bizim bildiğimiz değişle Minyatürk..
Ben İstanbul'a gittiğimde Minyatürk'e gireceğimiz gün şirketten arayıp iznimi yarıda kestikleri :(:( için o gün, o gezimizi yapamamıştık. Minyatürkten önce Maduradam'ı görmek varmış nasipte.:)
Hollanda daki herşeyi, önemli, önemsiz, büyük, küçük demeden en ince ayrıntısına kadar yapmışlar.... oldukça gerçekçi ve büyüleyiciydi.
Çoğu şeyi hareketli yapmışlar, ve bunları harekete geçirmek için 10 cent atmak gerekiyor kumbaraya:)
hareketli, gerçek şehir....
Yeni Amsterdam Havaalanı Schiphol’da uçaklar harekete geçiyor ve yemek tedarik araçları gelip gidiyor. Yel değirmenleri dönüyor, gezinti tekneleri kanallardan gidiyor ve trenler dünyanın en büyük minyatür demir yolları üzerinden bir şehri tamamen dolaşıyorlar:)
Kısa bir tarihi bilgi vereyim. Madurodam, bir savaş anıtı olarakda anılmakta çünkü Dachau toplama kampında 9 Şubat 1945 yılında ölen direnişçi George Maduro'nun anısına ailesinin bağışı ile1952 yılında açılmıştır.
2 Temmuz 1952'de genç bir prenses olan Beatrix Madurodam'a başkan olarak atanmıştır. Beatrix kraliçe seçildikten sonra yönetim şekline bir değişiklik getirmiştir. Bugün Madurodam, bölgede bulunan okullardan seçilmiş ve seçimle gelen 25 genç üye tarafından yönetilmektedir.
Her sene yeni bir maket ekleniyormuş. Şu anda sanırım 198 tane yerin maketi var..
http://madurodam.com/
6 Şubat 2012 Pazartesi
Splashtours (Suda Yüzen Otobüs)- Hollanda Rotterdam
Herkese Merhaba,
Bugün de Rotterdam daki Splash Bus maceramızı anlatacağım.
Bu bir otobüs.. 1 saatlik bir tur, yarım saat karada Rotterdam'ın önemli yerlerinin önünden geçiyor bu sırada da gördüklerimizin ne olduğunu bir bant anlatıyor. Karada ki gezi tamamlandıktan sonra otobüs suya giriyor ve kanalda gezmeye başlıyor. Değişik bir şeydi. Bu otobüsü yapmak için 6 sene uğraşmışlar ve tam 26 tane ruhsat almışlar, hem kara hem deniz şartlarına uygunluğu için... İnternet adresi: www. splashtours.nl buradan daha ayrıntılı bakabilirsiniz.
Not: Bu gezi detaylarını daha önce hazırlamıştım fakat size daha sonra anlatacağım sebebimden ötürü uzun bir ara vermek zorunda kaldım. Neyse kaldığım yerden devam ediyorum...:)
Bugün de Rotterdam daki Splash Bus maceramızı anlatacağım.
Bu bir otobüs.. 1 saatlik bir tur, yarım saat karada Rotterdam'ın önemli yerlerinin önünden geçiyor bu sırada da gördüklerimizin ne olduğunu bir bant anlatıyor. Karada ki gezi tamamlandıktan sonra otobüs suya giriyor ve kanalda gezmeye başlıyor. Değişik bir şeydi. Bu otobüsü yapmak için 6 sene uğraşmışlar ve tam 26 tane ruhsat almışlar, hem kara hem deniz şartlarına uygunluğu için... İnternet adresi: www. splashtours.nl buradan daha ayrıntılı bakabilirsiniz.
Not: Bu gezi detaylarını daha önce hazırlamıştım fakat size daha sonra anlatacağım sebebimden ötürü uzun bir ara vermek zorunda kaldım. Neyse kaldığım yerden devam ediyorum...:)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

